ALİ ŞANLI – 21 YILLIK GAZETECİLİK YOLCULUĞU
2004 yerel seçimlerinden 1 Ekim 2005'e uzanan bir gazetecilik hikâyesi
Bazı kararlar bir anda verilmez.
Bazen bir kararın arkasında yaşanmışlıklar, gözlemler, insanlarla yapılan sohbetler ve yıllar boyunca biriken düşünceler vardır.
Benim gazetecilik kararımın temelinde de 2004 yerel seçimleri vardır.
2004 yılında bağımsız Akyazı Belediye Başkan adayı olarak seçim çalışmalarını yürüttüm.
O süreçte Akyazı'nın mahallelerini, sokaklarını tek tek dolaştım.
Esnafla, işçiyle, çiftçiyle, emekliyle, gençlerle, kadınlarla, kısacası toplumun farklı kesimleriyle birebir görüşme fırsatı buldum.
Seçim çalışmaları benim için sadece bir belediye başkanlığı yarışı değildi.
Aynı zamanda Akyazı'yı yakından tanıma, insanlarını dinleme ve ilçenin gerçek sorunlarını yerinde görme fırsatıydı.
İnsanlarla konuştukça, vatandaşın ne düşündüğünü dinledikçe bazı gerçekleri daha net görmeye başladım.
Akyazı'nın çok sayıda sorunu vardı.
Vatandaşın söyleyecek sözü vardı.
Esnafın beklentisi vardı.
Mahallelerin çözüm bekleyen problemleri vardı.
Ancak bütün bunların yanında benim dikkatimi çeken başka bir eksiklik daha vardı:
Akyazı'nın güçlü, bağımsız ve ilçenin gerçek sorunlarını sürekli takip edecek bir yerel gazeteye ihtiyacı vardı.
İşte gazetecilik düşüncesi bende tam olarak o dönemde oluşmaya başladı.
“Bu ilçenin sorunlarını kim yazacak?”
“Vatandaşın sesini kim duyuracak?”
“Yöneticilere kim soru soracak?”
“Verilen sözleri kim takip edecek?”
“Bugün söylenenlerin yarın hesabını kim soracak?”
Bu sorular kafamda giderek büyüdü.
Ve sonunda bir karar verdim:
Akyazı'nın bir yerel gazeteye ihtiyacı varsa, bunu yapmaya ben talip olmalıydım.
1 Ekim 2005
Ve o kararın ardından takvimler 1 Ekim 2005'i gösterdiğinde, Akyazı Haber adıyla yerel gazetecilik hayatına başladım.
İşte bugün geriye dönüp baktığımda, 1 Ekim 2005'in sadece bir gazetenin yayın hayatına başladığı tarih olmadığını görüyorum.
O tarih aynı zamanda benim için 21 yıllık bir gazetecilik yolculuğunun başlangıcıydı.
Dile kolay…
21 yıl.
Tam 21 yıl boyunca Akyazı'nın sokaklarını, caddelerini, mahallelerini, esnafını, yöneticilerini, siyasetçilerini, kurumlarını ve vatandaşlarını takip ettik.
Kimi zaman sevindik.
Kimi zaman üzüldük.
Kimi zaman bir hizmeti alkışladık.
Kimi zaman da “Bu iş böyle olmaz” diyerek eleştirdik.
Ama hiçbir zaman gazeteciliğin temel görevini unutmadık:
Gerçeğin peşinde olmak ve halkın sesini duyurmak.
2004'te gördüğüm Akyazı ile 2026'daki Akyazı
2004 yerel seçimlerinde aday olduğumda Akyazı'yı insanlarla konuşarak tanımaya çalışıyordum.
Bugün ise 21 yıllık gazetecilik sürecinin ardından Akyazı'nın değişimine bizzat tanıklık etmiş durumdayım.
Akyazı büyüdü.
Nüfusu arttı.
Yeni mahalleler oluştu.
Yeni yollar yapıldı.
Yeni binalar yükseldi.
Belediye başkanları değişti.
Meclis üyeleri değişti.
Siyasi dengeler değişti.
Teknoloji değişti.
Gazetecilik değişti.
Ama bazı sorunlar var ki…
21 yıl sonra hâlâ karşımızda duruyor.
Ulaşım…
İmar…
Trafik…
Kaldırım…
Kavşak…
Altyapı…
Planlama…
Şehirleşme…
Ve en önemlisi:
Akyazı nasıl bir kent olmalı?
Bu soru hâlâ önümüzde duruyor.
Gazetecilik benim için neden önemli?
Çünkü ben gazeteciliğe masa başında karar vermedim.
Önce insanları dinledim.
Önce sokakta gördüm.
Önce vatandaşın sorunlarını öğrendim.
Sonra gazeteciliğe başladım.
Bu nedenle benim için gazetecilik sadece haber yazmak değildir.
Gazetecilik;
Vatandaşın sesini duyurmaktır.
Yöneticilere soru sormaktır.
Verilen sözleri takip etmektir.
Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını sorgulamaktır.
Yanlış gördüğünü belge ve bilgi çerçevesinde kamuoyuna aktarmaktır.
Ve gerektiğinde herkesin rahatsız olacağı soruyu sormaktır.
Herkesle iyi geçinmek gazetecilik değildir
21 yıl içerisinde çok sayıda yöneticiyle tanıştık.
Belediye başkanları gördük.
Milletvekilleri gördük.
Meclis üyeleri gördük.
Kaymakamlar, emniyet müdürleri, savcılar, bürokratlar gördük.
Bazılarıyla aynı düşündük.
Bazılarıyla hiç aynı düşünmedik.
Ama gazetecilik kişisel dostlukların üzerine kurulamaz.
Bugün bir yöneticiyle iyi ilişkileriniz olabilir.
Yarın aynı yönetici yanlış bir karar alabilir.
Gazetecinin görevi o zaman susmak değildir.
Yanlış gördüğü kararı yazabilmektir.
Çünkü gazetecinin sadakati kişilere değil, kamuoyuna olmalıdır.
“Neden sürekli eleştiriyorsun?” diyenlere…
Bazen bize de soruyorlar:
“Niçin sürekli eleştiriyorsun?”
Cevabım çok basit:
Çünkü Akyazı'nın daha iyisini hak ettiğine inanıyorum.
Bir yol doğru yapıldıysa yazarız.
Bir proje gerçekleştiyse yazarız.
Bir yönetici başarılı bir iş yaptıysa hakkını teslim ederiz.
Ama kamu kaynağının kullanımıyla ilgili soru işareti varsa…
Bir yatırım sorgulanıyorsa…
Bir ihale kamuoyunda cevap bekleyen sorular oluşturuyorsa…
Bir belediye taşınmazı satılıyorsa…
Bir imar uygulamasında vatandaş “Neden?” diye soruyorsa…
Bir ulaşım kararı vatandaşı mağdur ediyorsa…
Gazeteci olarak bizim de sormamız gereken soru bellidir:
Neden?
21 yıl boyunca Akyazı'nın hafızasını tutmaya çalıştık
Gazetecilikte en önemli görevlerden birinin kayıt tutmak olduğuna inanıyorum.
Bugün bir yönetici bir söz verir.
Yıllar sonra unutulur.
Bugün bir proje açıklanır.
Yıllar sonra başka rakamlar konuşulur.
Bugün bir ihale yapılır.
Yarın kamuoyu “Bu iş ne oldu?” diye sorar.
İşte gazetecinin arşivi burada önem kazanır.
Çünkü gazetecinin tuttuğu kayıt, kentin hafızasıdır.
Biz de 21 yıldır Akyazı'nın hafızasına katkı sunmaya çalışıyoruz.
21 yılın en büyük kazancı
Bu 21 yılın sonunda geriye dönüp baktığımda en büyük kazancımın gazete değil, insanlar olduğunu düşünüyorum.
Bir vatandaşın arayıp:
“Ali abi, bizim mahallede şu sorun var.”
demesi…
Bir esnafın:
“Bunu gündeme getirir misin?”
diye sorması…
Yıllar sonra bir vatandaşın karşılaşıp:
“Sen zamanında bunu yazmıştın.”
demesi…
İşte yerel gazetecilikte bundan daha büyük bir karşılık olduğunu düşünmüyorum.
21 yıl sonra hâlâ aynı sorumlulukla
1 Ekim 2005'te Akyazı Haber ile başlayan yolculuğumuz bugün Akyazı Halkın Sesi ile devam ediyor.
21 yılda çok şey değişti.
Ama başlangıçtaki düşüncem değişmedi:
Akyazı'nın sesinin duyulması gerekiyor.
2004 seçimlerinde sokak sokak dolaşırken dinlediğim vatandaşın sesi bugün hâlâ kulağımda.
O gün insanların anlattığı sorunların bazıları çözüldü.
Bazıları şekil değiştirdi.
Bazıları ise hâlâ tartışılıyor.
İşte bu nedenle gazetecilik yolculuğumuz devam ediyor.
Çünkü Akyazı'nın hâlâ soruları var.
Cevap bekleyen konuları var.
Takip edilmesi gereken projeleri var.
Sorgulanması gereken uygulamaları var.
Ve vatandaşın hâlâ söyleyecek sözü var.
21 yıl önce verdiğimiz kararın bugün de arkasındayız.
Gazetecilik bizim için sadece bir meslek değil.
Akyazı'ya karşı bir sorumluluk.
1 Ekim 2005'te başlayan yolculukta bugün 21 yılı geride bıraktık.
Bizi bu yolda yalnız bırakmayan bütün okurlarımıza, haberlerini bizimle paylaşan vatandaşlarımıza ve Akyazı için emek veren herkese teşekkür ediyorum.
Ve 21 yıl sonra kendime yine aynı sözü söylüyorum:
Kalem susmadığı sürece gazetecilik devam eder.
GERÇEĞİN PEŞİNDE, HALKIN YANINDA.
Ali ŞANLI
Yerel Gazeteci
1 Ekim 2005 – 1 Ekim 2026