ACİZ YÖNETİM
Ülkemizde 2025 yazı, yine yangın, ihmal ve acı dolu bir sezon olarak belleklere kazınıyor. Daha Temmuz’un ortasında Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde meydana gelen orman yangınında 10 evladımızı, 5 orman işçisi ve 5 AKUT gönüllüsünü şehit verdik. 14 kişi ise hâlâ hastanelerde yaşam mücadelesi veriyor. Sadece insanlar mı? O ormanlarda kaç bin can daha sessizce yanıp gitti, bilen var mı?
Bu büyük felaketin ardından, her yıl olduğu gibi birkaç sosyal medya paylaşımı, birkaç "geçmiş olsun" mesajı ve sonra sessizlik… Sanki bu yangınlar normal bir yaz klasiğiymiş gibi! Sanki her Temmuz, memleketin akciğerlerinin yanması sıradan bir doğa olayıymış gibi!
Yangınların yaşandığı iller yalnızca Eskişehir'le sınırlı değil; Manisa, Mersin, Aydın, Antalya ve Adana da bu yangınlardan nasibini aldı. Yangınlar yayılıyor, doğa çığlık çığlığa ama ne önlem var, ne de samimi bir mücadele...
Ve biz… Akyazı’dan sadece seyrediyoruz. İnsanın içi yanarken bir de bakıyor ki kendi ilçesinde bile doğa katliamı var. Karacasu Deresi'nin içler acısı hali ortada. Göstermelik birkaç temizlikle, birkaç fotoğrafla halkı kandırmaya çalışıyorlar. Ama gerçek şu: Bu dereyi temizlemekten aciz bir yerel yönetimle karşı karşıyayız. Derenin içi çöp, yosun, koku… İçler acısı!
Şimdi soruyorum: Karacasu Deresi’ni bile temizleyemeyen bir zihniyet, ülkenin ormanlarını koruyabilir mi? Bundan sonra olası O yangınlar bize gelmeden biz kendimize gelecek miyiz?
Bu ülkenin ciğerleri yanıyor, vicdanı susuyor. Bu sessizlik, yarın daha büyük felaketlerin habercisi olabilir. Unutmayalım, doğa intikam almaz, faturayı doğrudan keser.
Bugün bir dakikalık saygı duruşu değil, sürekli bir uyanıklık, sürekli bir mücadele zamanı. Yangınlar kader değil, ihmalkârlığın eseridir. Hem yönetenler, hem yönetilenler artık sorumluluk almak zorundadır.
Yoksa orman da yanar, dere de kokar, vicdanlar da kül olur!










