Gençlik Elimizden Kayıyor!
Bugün bu satırları bir eğitimci, akademisyen ya da uzman olarak değil…
Bu topraklarda yaşayan, evlat büyüten, geleceği düşünen bir vatandaş olarak yazıyorum.
Çünkü artık içimde biriktirdiklerim susmuyor.
Çünkü içimizde büyüyen sessizlik, sağlıklı bir sükûnet değil; tehlikeli bir kayıtsızlık...
Gençlere bakıyorum.
Ellerinde telefon, gözler ekrana kilitli…
Yanlarında konuşsanız duymuyorlar.
Sosyal medyada gördüklerini hayat sanıyorlar.
Başkasının yaşadığını yaşamak için kendi kimliklerinden vazgeçiyorlar.
Evde diyalog yok.
Ne büyük dinleniyor, ne küçük örnek alıyor.
Sevgi, saygı, edep, görgü… Hepsi yavaş yavaş siliniyor.
Dahası var:
“Babam çok biliyor ya (!)”
“Dedem boş konuşuyor.”
“Siz bizim zamanımızı anlamazsınız.”
Ama bir gün gelecek…
O sözleri söyleyen çocuklar, “Keşke babamı biraz daha çok dinleseydim… Dedem haklıymış...” diyecek.
Ama o zaman iş işten geçmiş olacak.
Bugünün gençliği yönsüz.
Bilgiyle değil, bilgi kirliliğiyle kuşatılmış.
Her an onları yutmaya hazır bir boşluğun kıyısında salınıyorlar.
Ve biz…
Büyükler, anneler, babalar, öğretmenler, yöneticiler…
Ne yazık ki çoğu zaman sadece izliyoruz.
Buradan, siyasile sesleniyorum:
Ey siyasetçiler!
Gençleri sadece seçim zamanı hatırlayıp, sadece “oy deposu” gibi görmekten artık vazgeçin!
Onları dinleyin, anlayın, geleceğe hazırlayın.
Nutuklarla değil, samimi adımlarla onların yanında olun.
Bu nesil sizin reklam panonuz değil.
Yalnız kaldıklarında değil, hayalleri olduğunda da yanlarında olun!
Sözle, nasihatle değil;
samimi bir seferberlikle, el birliğiyle bu yaraya neşter atmalıyız.
Yoksa yarın konuşacak bir gençlik kalmayacak..Ben hâlâ umutluyum.
Ama umut, eylemle birleşmediğinde sadece bir avuntu olur. Bugün bir şey yapmazsak,Yarın pişmanlığımız çığlıklarımızı bastıracak.
Bu Nesilden Bizler Sorumlu Değil Miyiz, O hâlde önce kariyer ya da para değil, maneviyat ve ahlak demeliyiz. Bunun için de sadece diplomalı işsizler yetiştiren eğitim ve öğretim sistemini gözden geçirmek gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü sadece bilgili olmak yetmez; o bilgiyi hangi niyetle ve nasıl kullandığıdır insanı değerli kılan. Bugün, nice üniversite mezunu genç, hayata dair bir pusuladan yoksun şekilde savrulup duruyor. Sebebi yalnızca işsizlik değil; amaçsızlık, aidiyetsizlik ve en önemlisi de değersizlik hissi.
Biz bu gençlere sadece sınav kazandırmak için mi rehberlik ettik? Peki ya hayatı kazanmak için? Ya insan kalabilmek için?
Artık ezberleri bırakıp yeni bir sorumluluk anlayışına geçmeliyiz: Yalnızca akademik başarıya değil, insanlığa faydaya da odaklanan bir eğitim modeli… Aksi hâlde, bir nesli değil, bir milleti kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.
Çağrım odur ki; yeni nesli yalnız bırakmayalım. Onlara sadece bilgi değil, yön, umut ve değer verelim. Çünkü geleceği ancak yüreğine dokunabildiğimiz gençlerle inşa edebiliriz.
11.06.2025
Ali Şanlı