HALKTAN KOPAN KAYBEDER 27.06.2025
AK Parti’nin kurucusu, Cumhurbaşkanı ve Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, belediye başkanlarına ve partililere yönelik tavsiyelerini her fırsatta yineliyor. Ancak görünen o ki, bazı isimler bu uyarıları ciddiye almıyor; halktan kopuk, kibirli ve israftan kaçmayan bir anlayışla hareket etmeye devam ediyor.
Erdoğan’ın net mesajı var.
“Milletin içinde olun, kapılarınızı halka kapatmayın!”
Bu söz, sadece basit bir nasihat değil. Görev bilincinin en temel şartıdır. Belediyecilik makam odasında oturup, lüks içinde yaşayıp, vatandaşın derdine kayıtsız kalmakla hizmet edilmez. Milletin halinden anlamayan, yüzünü onlara dönmeyen, gönlünü kazanmaktan aciz belediye başkanları, seçildikleri makamın hakkını veremezler.
İsraf ve gösteriş
Erdoğan defalarca "İsraf haramdır" dedi. Ancak maalesef bazı belediyelerde lüks araçlar, gereksiz ve abartılı organizasyonlar, aşırı reklam harcamaları gözle görülür şekilde artıyor. Bu tutum, milletin verdiği emanete ihanettir. Paralar, halka hizmet için kullanılmalı; şatafat için değil.
Tevazu çağrısı
“Kibirden uzak durun, halkın önünde eğilin.”
Çünkü kibir, siyasetin en büyük zahiridir. Kibirli belediye başkanları ne samimiyet kurabilir ne de güven sağlayabilir. Halk, kendisini küçük gören yöneticilere kapılarını kapatır, bunun siyasi bedeli ağır olur.
Parti disiplini de Erdoğan’ın ısrarla üzerinde durduğu bir diğer konu. Her karar, parti ilkeleri ve halkın menfaati doğrultusunda alınmalı; kişisel hesaplara, egolara veya kaprislere teslim edilmemeli.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajları net ve sert
"Halktan kopan kaybeder, israf eden, kibirlenen yok olur."
Bu uyarılar kulağa küpe edilmeli. Aksi halde sadece partinin değil, belediyelerin ve hatta ilçelerin geleceği riske atılır.
Halk bu uyarıları görmeli, belediye başkanları da gereken dersleri almalıdır. Çünkü hizmet etmek kolay değil, samimiyet ve sorumluluk ister.
ÖZET OLARAK
1. Halkla İlişkiler
*Halktan kopmayın: Erdoğan, belediye başkanlarına sık sık "milletin içinde olun", "sokakta olun", "vatandaşa tepeden bakmayın" mesajı verir.
*Kapınız açık olsun: Hem başkanların hem teşkilatın, vatandaşın derdini dinlemeye hazır olması gerektiğini vurgular.
2. İsraf ve Gösteriş
*Şatafattan uzak durun:
Özellikle son yıllarda “israf haramdır” diyerek lüks makam araçları, yüksek bütçeli programlar, abartılı tanıtım faaliyetleri konusunda uyarılarda bulunmuştur.
*Belediye bütçelerini dikkatli kullanın: “Belediye başkanlığı reklam yapma yeri değildir” şeklinde çıkışları vardır.
3. Yolsuzluk ve Ahlak
*Dürüstlükten taviz vermeyin: En sert uyarılarını genellikle yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma riskine karşı yapar.
*Kibirden uzak durun: Sık sık “Kibirli olmayın, tevazu gösterin” diyerek teşkilatı uyarır.
4. Hizmet Odaklılık
*Belediyecilikte eser ve hizmet siyaseti: Erdoğan, belediyecilikten gelen biri olarak “Taş üstüne taş koyun, halk onu görür” der. Betonlaşmaya değil, yaşam kalitesini artıran hizmetlere ağırlık verilmesini ister.
*Kültürel ve sosyal belediyeciliği ihmal etmeyin: Gençlere, kadınlara, yaşlılara yönelik projeler teşvik edilir.
5. Parti Disiplini ve İstişare
*Liderlik sadakati ve partiye bağlılık: Kararlarda AK Parti ilkelerine bağlı kalınması gerektiği vurgulanır.
*İstişareye önem verin: “Bize sorulmadan iş yapılmasın” mesajı zaman zaman güçlü şekilde verilir.
6. Algı değil gerçeği yönetin
*Sahada olun, gönüllere girin: “Gönül belediyeciliği” kavramı Erdoğan’ın çok sık kullandığı bir slogandır.
*Algıyı değil, gerçeği yönetin:
NOT:
Özellilikle belediye başkanları (27.06.2025) bu günkü Cuma hutbesini Okumalarını tavsiye ederim
Tarih: 27.06.2025
KAMU HAKKI DOKUNULMAZDIR
Muhterem Müslümanlar!
Hayber’in fetih günüydü. Müslümanlar o gün, büyük bir zafer elde etmişlerdi. Zaferin ardından sahabiler Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in yanında, canlarını feda eden şehitleri bir bir anıyorlardı. Birinin adı zikredildiğinde Peygamber Efendimiz (s.a.s), o kişi hakkında şöyle buyurdu: كَلَّا إِنِّي رَأَيْتُهُ فِي النَّارِ فِي بُرْدَةٍ غَلَّهَا “Hayır! Ben onu kamu malından çaldığı bir hırka ile cehennemde gördüm.
Allah Resûlü (s.a.s) bu sözleriyle bizlere; kamu hakkını çiğnemenin Allah yolunda ölen bir kimsenin şehit olmasına engel olacak derecede büyük bir günah olduğunu haber vermektedir.
Aziz Müminler!
Kamu hakkı; ‘Hukukullah’tır; Allah’ın hakkıdır, Rabbimizin bizlere emanetidir. Bu emanete sahip çıkmak, Müslüman olmanın bir gereğidir. Kamu hakkına ihanet etmek; sadece bir haksızlık değil, aynı zamanda bir zulümdür.
Kamu malı ise; topyekûn bir milletin ortak menfaat alanıdır. Hiç kimse bu mallar üzerinde şahsi ve keyfi bir tasarrufta bulunamaz. Kamu malı; sadece hayatta olanların değil, henüz doğmamış çocukların, tüyü bitmemiş yetimlerin, bütün muhtaçların, garip gurebanın da hakkıdır. Kur’an-ı Kerim’de ‘Gulûl’ olarak isimlendirilen hazine, kamu, belediye, vakıf ve dernek mallarına el uzatmak; insanı dünyada zillete, ahirette büyük bir azaba sürükleyen ağır bir vebal, büyük bir günahtır. Nitekim Yüce Rabbimiz, “…Kim, kamu malına ihanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı, boynuna asılı olarak gelir... buyurmaktadır.
Kıymetli Müslümanlar!
Kimi zaman görsel ve yazılı yayın organlarında gündeme gelen, kimi zaman dijital mecralarda dillendirilen, kimi zaman da insanlar arasında sohbet konusu olarak geçen kamu hakkı ihlallerini ve yüce dinimiz İslam’ın bu konuya bakışını bugün bir kez daha hatırlayalım.
Hazineye, vakıflara, derneklere, kamu kurum ve kuruluşlarına ait menkul veya gayrimenkulleri zimmete geçirmek, işgal etmek ya da vasıflarını değiştirerek gayr-i meşru kazanç sağlamak ateşten bir korla karnı doldurmaktır. Bu hususta Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in uyarısı gayet açıktır: “Hiç kimse hakkı olmayan bir karış toprağı bile almasın! Eğer alırsa, kıyamet gününde Allah yedi kat yeri onun boynuna dolar.”
Kamu imkânlarını amacı dışında kullanmak, kamuya ait işleri yavaşlatmak ya da aksatmak, verilen görevleri layıkıyla yerine getirmemek hem vebal hem de günahtır. Kamu hizmetlerini sunarken insanlar arasında ayrım yapmak, tanıdığı kişilere öncelik vermek, çalışma saatlerinde şahsi işlerle meşgul olmak, hak hukuk tanımamaktır, günahtır. Yaptığı iş karşılığında aldığı ücretten başka, hak etmediği bir ücret talep etmek harama el