Akyazı Belediye Başkanı Bilal Soykan’ın kardeşi Yusuf Soykan’ın Bulgaristan’da tutuklanması, olayın kendisinden çok haber dili üzerinden tartışılır hâle geldi. Basın, tutuklanan kişinin “Bilal Soykan’ın kardeşi” olduğunu yazdı diye bazı çevreler ayağa kalktı, gazetecileri hedef aldı, hatta hakarete varan ifadelerle saldırdı.
Peki neden?
Şu gerçeği artık kabullenmek lazım:
Bir kamu görevlisinin birinci derece yakınıyla ilgili önemli bir olay varsa, bu haber niteliğidir. Üstelik bunun siyasi ya da kişisel bir ima taşıması gerekmez. Gazeteci, kamuoyunun bilmesi gereken bağı ortaya koyar, gerisi okurun değerlendirmesine kalır.
Bugün tepki gösterenlere sormak lazım:
Eğer haberde “Ahmet Müdür’ün kardeşi tutuklandı” denseydi aynı fırtına kopacak mıydı?
Hiç sanmıyorum.
Dahası, geçmişi de unutmayalım. Yıllar önce Ali İnci’nin kardeşiyle ilgili onlarca haber yapıldı. Kimse kalkıp “Neden Ali İnci'nin kardeşi yazıyorsunuz?” diye ortalığı ayağa kaldırmadı. Çünkü bu işin doğasında, haber olan kişiyle kamu görevlisi arasındaki ilişkiyi belirtmek vardır. Gizlemek değil.
Bugün gelinen noktada, bazı çevreler sanki basın Bilal Soykan’a bir suç isnat ediyormuş gibi refleks gösteriyor.
Oysa kimse, ama hiç kimse Bilal Soykan’ın suçu var demiyor.
Demedi.
Diyemez de. Çünkü ortada böyle bir iddia yok.
Birinin kardeşinin başına gelen bir olay, o kişinin suçu anlamına gelmez. Bu toplum bunu bilir. Gazetecinin görevi de bu bağı bilgi olarak vermektir. Hepsi bu.
Asıl sorun şu:
Neden bazı isimlerin kardeşi haber olunca kıyamet kopuyor da, başkaları olunca kimse ses çıkarmıyor?
Bu çifte standardın adı “tarafgirlikten” başka bir şey değildir.
Basını suçlamak yerine, haberi yapan gazeteciye hakaret etmek yerine, önce soğukkanlı olmak gerekir. Gazetecinin işi bilgi vermek; gerisini büyütmek isteyenlerin niyeti ise bambaşka.
Son söz:
Eğer bir haber yalnızca “kimin kardeşi olduğu” yazıldığı için bu kadar büyük tepki çekiyorsa, orada haberden çok algı savaşı vardır. Ve bu savaşın faturası da her zaman olduğu gibi basına kesilir.
Basın işini yapmaya devam edecek
Doğruyu yazmak bazılarının hoşuna gitmese de, kamuoyunun hakkıdır.













