MUDURNU DERESİ
Yıllardır ölüm akıyor
Akyazı’nın tam kalbinden geçen bu dere artık can vermiyor, can alıyor. Balıklar ölüyor, su altı yaşamı yok oluyor, dere yatağı boyunca bir zamanlar yemyeşil uzanan doğa örtüsü soluyor. O dereden sulanan tarlalar verimsizleşiyor. O toprakta yetişen ürünleri soframıza koyduğumuzda farkında olmadan kendi sağlığımızdan da oluyoruz.
Ve en acısı ne biliyor musunuz?
Kimsenin umurunda değil.
En başta da 100 bin nüfuslu Akyazı’yı yöneten Belediye Başkanı Bilal Soykan’ın…
Oysa bu dere sadece bir su kanalı değil. Akyazı’nın damarlarından biri. Bu derenin zehirle akması demek, Akyazı’nın içten içe çürümesi demek. Vatandaşın sağlığı tehdit altında, çevre alarm veriyor ama başkan sessiz. Soruyorum:
*Mudurnu Deresi’ndeki bu çevre felaketine neden seyirci kalınıyor?
* Bu kirliliğin kaynağı ne? Kim veya kimler bu doğa katliamına sebep oluyor?
*Belediye yıllardır neden çözüm üretmiyor?
Vatandaş çocuğuna derede balık tutmayı öğretemiyor, toprağında güvenle bir domates yetiştiremiyor, çünkü belediyenin göz yumduğu bir kirlilik zinciri var ortada.
Mudurnu Deresi'ni temizlemek, ıslah etmek, denetlemek Belediye’nin asli görevidir. Ancak Başkan Bilal Soykan bu görevi ya önemsemiyor ya da başka önceliklerle meşgul.
Ama unutmayın:
*Doğa affetmez! *Toplum affetmez! * Tarih hiç affetmez!
Akyazı halkı artık sadece seyretmek istemiyor. Sadece “kaderimiz bu” diyerek boyun eğmek istemiyor. Cevap istiyor. Eylem istiyor. Temiz bir dere, yaşanabilir bir çevre, sağlıklı bir Akyazı istiyor.
Ve bir not:
Bu sadece bir çevre haberi değil. Bu bir insanlık meselesi. Mudurnu Deresi temizlenmeden, Akyazı temizlenmiş sayılmaz.










