SAKARYA’DA BASIN BAYRAMI 28.07.2026
Adı üstünde, bugün Basın Bayramı. Böyle bir günün anlamı; basını hedef alan mesajlar vermek, ayar çekmek ya da üstü kapalı hesaplaşmalar yapmak olmamalıydı. Tam tersine, "Sakarya için basın ve kamu kurumları nasıl daha güçlü bir iş birliği kurabilir?" sorusuna cevap aranmalıydı.
Elbette yöneticilerin basından rahatsız olduğu konular olabilir. Eleştirileri ağır bulabilirler, yapılan haberlere itiraz edebilirler. Bunun yolu da gayet açıktır. Bir basın toplantısı düzenlenir, mikrofonlar kurulur, herkesin gözü önünde düşünceler paylaşılır. Şeffaflık da bunu gerektirir.
Ancak Basın Bayramı'nın ruhuna yakışan şey; kutuplaşmayı büyütmek değil, ortak aklı güçlendirmektir.
Öte yandan toplantıya katılımın düşük olması da üzerinde düşünülmesi gereken ayrı bir konudur. Bu tablo, Sakarya basını ile kamu yöneticileri arasında bir iletişim kopukluğu ya da güven sorunu olduğu yönünde ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır. Eğer gerçekten böyle bir sorun varsa, bunu görmezden gelmek yerine masaya yatırmak gerekir.
Bir başka yanlış ise yıllardır değişmeyen bir alışkanlık hâline gelmiştir: İlçelerde görev yapan basın mensuplarını yok saymak. Oysa gazetecilik sadece il merkezinde yapılmıyor. Karasu'dan Hendek'e, Akyazı'dan Geyve'ye, Pamukova'dan Kocaali'ye, Sapanca'dan Taraklı'ya kadar ilçelerde görev yapan gazeteciler de bu şehrin sesi, gözü ve hafızasıdır. Onları yalnızca ihtiyaç duyulduğunda hatırlamak, diğer zamanlarda görmezden gelmek kabul edilemez.
Başta ilçe kaymakamları ve belediye başkanları olmak üzere tüm yerel yöneticiler, basını rakip ya da tehdit olarak değil, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini sağlayan en önemli paydaşlardan biri olarak görmelidir. Görev bilinci; kişisel yakınlıklara göre değil, adalet, eşitlik ve ortak akıl anlayışıyla hareket etmeyi gerektirir.
Başta Sayın Vali Rahmi Doğan ve Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar olmak üzere, ilin tüm yöneticileri Sakarya basınıyla çıkar ilişkileri üzerinden değil, görev bilinci ve karşılıklı saygı temelinde iletişim kurmalıdır. Çünkü basın; kamuoyunun gözü, kulağı ve denetim mekanizmalarından biridir. Eleştiriyi düşmanlık olarak görmek yerine, hizmet kalitesini artıracak bir fırsat olarak değerlendirmek gerekir.
Sakarya'nın her ilçesi bu şehrin ayrılmaz bir parçasıdır. İlçelerde görev yapan basın mensupları da aynı saygıyı, aynı değeri ve aynı iletişimi hak etmektedir. Basını merkez ve ilçe diye ayıran anlayış, ne demokrasiye ne de kamu yönetimi anlayışına yakışır. Eğer birlikten söz edilecekse, bu birlik önce ilçelerdeki basın emekçilerini yok sayma alışkanlığının terk edilmesiyle başlamalıdır.
Basın da kamu yöneticileri de aynı şehre hizmet ediyor. Ortak payda Sakarya ise, ayrışmanın değil diyaloğun yolları aranmalıdır. Zaman zaman bir araya gelinmeli, sorunlar açık yüreklilikle konuşulmalı, yanlış anlaşılmalar büyümeden çözülmelidir.
Basın Bayramı'nın gerçek anlamı; susturulan değil konuşabilen, dışlanan değil dinlenen, ayrıştırılan değil birlikte hareket edebilen bir basın anlayışını güçlendirmektir.
Bugün verilmesi gereken mesaj buydu. Çünkü güçlü şehirler, güçlü iletişimle yönetilir. Güçlü iletişimin temeli ise özgür, tarafsız ve saygın bir basındır. Basına değer vermek, aslında şehre ve demokrasiye değer vermektir. Basın Bayramı'nın ruhu da tam olarak bunu hatırlatmaktadır.










