Türkiye'nin, özellikle de Akyazı'nın değişmeyen gündemlerinden biri deprem...
17.AĞUSTOS 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden tam 27 yıl geçti. Her yıl ağustos ayında aynı acıları yeniden hatırlıyor, hayatını kaybeden 74 Akyazılı hemşehrimizi rahmetle anıyoruz.
“Unutmadık, unutmayacağız” diyoruz.
Peki gerçekten unutmadık mı?
Eğer unutmadıysak, 27 yıldır deprem konusunda neden hâlâ aynı sorunları konuşuyoruz?
Deprem konusunda yetkililerin bildiği, ancak yıllardır çözüm bekleyen ciddi sorunların bulunduğu artık kamuoyunun da malumu. 1999 Depremi sonrasında yıkılması veya güçlendirilmesi gerektiği belirtilen yapıların durumunun ne olduğu, hangilerinin güçlendirildiği, hangilerinin hâlâ risk taşıdığı konusunda kamuoyunun tatmin edici ve şeffaf bir bilgilendirmeye ihtiyacı var.
Akyazı'da deprem konusunda geçmişten bugüne iki önemli çalışma özellikle dikkat çekiyor.
Bunlardan ilki, merhum Belediye Başkanı Yaşar Yazıcı döneminde gerçekleştirilen fay hattı çalışmalarıydı. Yer bilim uzmanlarının yaptığı çalışmalar sonucunda ilçedeki fay hatları belirlenmiş ve bu bilgiler doğrultusunda bazı alanlar yapılaşmaya kapatılmıştı.
Ancak sonraki yıllarda bu alanların yeniden yapılaşmaya açıldığı yönündeki uygulamalar kamuoyunda tartışma konusu oldu.
İkinci önemli çalışma ise dönemin Belediye Başkanı Hasan Akcan döneminde hazırlanan kentsel dönüşüm projesiydi.
Akyazı için hazırlanan bu proje, ilçenin deprem gerçeği karşısında önemli bir adım olabilirdi. Ancak proje hayata geçirilemeden gündemden düştü.
Bugün gelinen noktada ise kamuoyunda şu soru soruluyor:
Akyazı'nın kentsel dönüşüm projesi neden hâlâ rafta?
Akyazı Belediye Başkanı Bilal Soykan döneminde deprem ve kentsel dönüşüm konusunda hangi somut adımların atıldığı konusunda kamuoyunun daha ayrıntılı bilgilendirilmesi gerekiyor.
Özellikle geçmiş yıllarda fay hatlarıyla ilgili alınan kararların nasıl değiştiği, hangi bölgelerin hangi bilimsel gerekçelerle yeniden yapılaşmaya açıldığı konusunda şeffaf bir açıklama yapılması önem taşıyor.
Son dönemlerde kamuoyunda, fay hattı üzerinde bulunduğu ileri sürülen bazı alanlarda yapılaşmaya izin verildiği ve hatta Süleymancılara ait olduğu iddia edilen bir yurt binasına ruhsat verildiği yönünde çeşitli iddialar gündeme geliyor.
Burada özellikle belirtmek gerekir ki; bunlar kamuoyunda dile getirilen iddialardır. İddiaların doğru olup olmadığı, ilgili kurumların açıklamaları ve resmi belgeler ortaya konularak netleşmelidir.
Ancak mesele sadece bir bina ya da bir ruhsat meselesi değildir.
Mesele, Akyazı'nın deprem güvenliğidir.
Akyazı birinci derece deprem kuşağında bulunan bir ilçe.
1999 Depremi'nin acısını yaşamış bir ilçenin, yeni bir depremi bekleyerek hareket etmesi kabul edilebilir değildir.
Bugün yapılması gerekenler aslında çok açık:
Birincisi; Akyazı'nın fay hatları ve deprem tehlikesine ilişkin bilimsel çalışmalar güncellenmelidir.
1999'dan bu yana bilim ve teknoloji gelişti. Yeni araştırmalar, yeni veriler ve yeni yöntemler ışığında ilçenin deprem risk haritası yeniden değerlendirilmelidir.
İkincisi; kentsel dönüşüm konusunda somut ve uygulanabilir bir yol haritası hazırlanmalıdır.
Sadece proje hazırlamak yetmez.
Hangi mahallede, hangi binalardan başlanacağı; riskli yapıların nasıl tespit edileceği; vatandaşın mağdur edilmeden dönüşümün nasıl gerçekleştirileceği ve finansmanın nasıl sağlanacağı açıkça ortaya konulmalıdır.
Bir başka önemli konu ise yeni yapılaşmadır.
1999 Depremi sonrasında yapılan yapıların tamamının güvenli olmadığı yönünde zaman zaman iddialar gündeme geliyor. Bu iddiaların bilimsel verilerle araştırılması gerekiyor.
Yeni yapılan binalarda ise ruhsat aşamasından başlayarak zemin etüdünden yapı denetimine kadar her aşamanın titizlikle kontrol edilmesi şart.
Çünkü deprem affetmez.
Deprem siyaset de dinlemez, makam da tanımaz, zengin-fakir ayrımı da yapmaz.
Her ağustos ayında törenler düzenleyip 74 deprem şehidimizi rahmetle anmak elbette önemlidir.
Ama onları gerçekten unutmamak, sadece isimlerini anmakla olmaz.
Onların hayatını kaybetmesine neden olan şartları bir daha yaşamamak için gereken tedbirleri almak gerekir.
27 yıldır “deprem” diyoruz.
27 yıldır “unutmadık, unutmayacağız” diyoruz.
Artık bu sözlerin yanına bir cümle daha eklemeliyiz:
“Gerekeni yaptık, yapmaya devam ediyoruz.”
Akyazı'nın yeni bir felaketi yaşamasını beklemeden, bugün harekete geçilmelidir.
Yetkililerden beklentimiz; fay hatlarından kentsel dönüşüme, riskli yapılardan yeni yapılaşmaya kadar deprem konusunda kapsamlı, bilimsel ve şeffaf bir çalışma başlatmalarıdır.
Çünkü deprem konusunda ihmale ayrılacak 27 yıl daha yok.
Akyazı'nın kaybedecek zamanı da yok.