KÖYLER YOK OLMADI, SADECE ADI DEĞİŞTİ… PEKİ YA GENÇLER?
Bir zamanlar köyden kente göç denildiğinde akla daha iyi bir yaşam, daha yüksek gelir, çocuklara daha iyi bir gelecek ve şehir imkânlarından yararlanma isteği gelirdi.
Bugün ise işin rengi biraz daha farklı.
Özellikle gençler açısından köyden kente göçün en önemli nedenlerinden biri artık sigortalı bir işe girme ve gelecekte emekli olabilme isteği.
Genç, köyde ailesinin yanında çalışıyor, tarlaya gidiyor, hayvanına bakıyor, üretime katkı sağlıyor.
Ancak yaptığı işin karşılığında düzenli bir maaş ve sosyal güvence bulamıyor.
Aynı genç şehre gidiyor.
Bir fabrikada, markette, depoda veya başka bir işyerinde asgari ücretle çalışmaya razı oluyor.
Neden?
Çünkü orada sigortası var.
Her ay primi yatıyor.
Ve geleceğe ilişkin bir emeklilik umudu taşıyor.
Belki köyde kazandığından çok daha fazla para kazanmıyor.
Belki kira ödüyor, yol ve yemek masrafı yapıyor.
Ama genç için önemli olan sadece bugün kazandığı para değil.
“Sigortam olsun, yarın emekli olayım.”
İşte köyden kente göçün altında yatan önemli gerçeklerden biri bu.
GENÇLER KÖYDEN KAÇMIYOR, GÜVENCESİZLİKTEN KAÇIYOR
Bir gence “Köyünde kal, toprağını işle” demek kolay.
Peki genç köyde kaldığında geleceğini nasıl güvence altına alacak?
Tarlasını eken genç sigortalı olacak mı?
Hayvancılık yapan genç sosyal güvenceye kavuşacak mı?
Ürettiği ürünün karşılığını alabilecek mi?
Emeklilik için primlerini nasıl ödeyecek?
Çocuğunu okutabilecek mi?
Şehirde asgari ücretle çalışmak yerine köyde üretim yapmayı seçtiğinde geleceğini güvence altına alabilecek mi?
Bu soruların cevabını vermeden gençlere “köyünüze dönün” demek gerçekçi değildir.
Çünkü çoğu zaman genç köyünü terk etmek istemiyor.
Geleceksiz kalmak istemiyor.
SAKARYA'DA KÖYLER MAHALLE OLDU
Sakarya gibi büyükşehir statüsündeki illerde köylerin mahalleye dönüşmesiyle birlikte bugün birçok yerleşim yerinin resmî statüsü değişti.
Akyazı bunun en dikkat çekici örneklerinden biri.
Akyazı'da bugün resmî olarak köy yok.
Köyler mahalle oldu.
Peki isim değişince köyün gerçekliği de ortadan kalktı mı?
Hayır.
Tarlalar hâlâ orada.
Hayvancılık hâlâ yapılıyor.
Ormanlar hâlâ orada.
Kırsal yaşam hâlâ devam ediyor.
İnsanlar hâlâ toprağından geçimini sağlamaya çalışıyor.
Ancak gençler gidiyor.
İşte asıl mesele burada başlıyor.
KÖYÜN ADI MAHALLE OLDU, SORUNLARI BİTMEDİ
Bir köyün mahalle olması, oradaki insanların şehir merkezinde yaşayanlarla aynı ekonomik ve sosyal şartlara kavuştuğu anlamına gelmiyor.
Kırsal mahallede yaşayan insanın en önemli meselesi sadece kaldırım, asfalt veya altyapı değil.
Onun aynı zamanda;
tarımı var, hayvancılığı var, tarlası var, merası var, ürünü var, pazarı var ve gençlerinin geleceği var.
Dolayısıyla kırsal alanlara yalnızca şehir merkezinin uzantısı olarak bakamayız.
Kırsalın kendine özgü ihtiyaçlarını dikkate almak zorundayız.
7254 SAYILI KANUN NEDEN ÖNEMLİ?
Tam da bu noktada 7254 sayılı Kanun ile getirilen kırsal mahalle ve kırsal yerleşik alan düzenlemesini hatırlamak gerekiyor.
Büyükşehir yasasıyla köyler mahalleye dönüştürüldü.
Ancak kırsal niteliğini koruyan yerlerin tamamen şehir merkezindeki mahallelerle aynı değerlendirilmemesi amacıyla yasal bir düzenleme getirildi.
Kırsal niteliğini sürdüren yerlerin, ilgili şartlar ve usuller çerçevesinde kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan olarak belirlenmesinin önü açıldı.
Bu düzenleme yalnızca bir isim değişikliği değildir.
Kırsal mahalle statüsünün, mevzuatta öngörülen bazı vergi, harç, harcamalara katılma payları ve su ücretleri bakımından çeşitli mali avantajları bulunmaktadır.
O halde Akyazı açısından sorulması gereken soru çok açık:
İlçemizde kırsal niteliğini koruyan mahalleler var mı?
Elbette var.
Tarım yapılıyor mu?
Evet.
Hayvancılık yapılıyor mu?
Evet.
Orman ve tarım alanları önemli bir yer tutuyor mu?
Evet.
O halde yapılması gereken bellidir.
AKYAZI'DA KIRSAL MAHALLELER KONUSU YENİDEN ELE ALINMALI
Akyazı Belediyesi, ilçedeki eski köylerin tamamını bu açıdan yeniden değerlendirmelidir.
Hangi mahalleler kırsal niteliğini koruyor?
Hangileri 7254 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikteki kriterleri taşıyor?
Hangilerinin kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan olarak belirlenmesi mümkün?
Bunlar siyasi tartışmalarla değil, objektif kriterler ve mevzuat çerçevesinde ortaya konulmalıdır.
Çünkü burada yapılacak iş bir vatandaşın diğerinden üstün tutulması değildir.
Kırsal alanda yaşayan vatandaşın, kanunla tanınan hak ve imkânlardan yararlanmasını sağlamaktır.
KÖYLERİ YAŞATMAK İSTİYORSAK GENÇLERİ DE DÜŞÜNMELİYİZ
Köyden kente göçü yalnızca nüfus hareketi olarak görmek büyük hata olur.
Gençler giderse üretim azalır.
Üretim azalırsa tarlalar boş kalır.
Hayvancılık geriler.
Kırsal ekonomi küçülür.
Ve bir süre sonra köyler, yalnızca yaşlı nüfusun yaşadığı yerlere dönüşür.
Bugün gençlerimizin asgari ücretle şehirde sigortalı çalışmayı, kendi köyünde üretim yapmaya tercih etmesinin altında yatan nedenleri görmezden gelemeyiz.
Gençlere:
“Köyünüze dönün.”
demek yetmez.
Onlara:
“Köyünüzde kalırsanız da geleceğinizi kurabilirsiniz.”
diyebilmemiz gerekir.
Bunun için üreticiye destek, genç çiftçiye imkân, sosyal güvence, ürününü değerinde satabilme fırsatı ve kırsalda yaşamı kolaylaştıracak hizmetler gerekiyor.
7254 sayılı Kanun'un sağladığı imkânların değerlendirilmesi de bu anlayışın bir parçasıdır.
KÖYLERİ MAHALLE YAPTIK, PEKİ MAHALLELERİ YAŞATABİLDİK Mİ?
Bugün Akyazı'da resmî olarak köy yok.
Ama kırsal hayat var.
Toprak var.
Üretim var.
Hayvancılık var.
Ve hâlâ o topraklarda yaşamak isteyen insanlar var.
Asıl mesele onların orada kalabilmesini sağlamak.
Köylerin tabelalarını değiştirmek kolaydır.
Asıl zor olan, köyde yaşamayı ekonomik ve sosyal açıdan sürdürülebilir hale getirmektir.
Bu nedenle Akyazı'da kırsal niteliğini koruyan mahalleler için 7254 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında gerekli çalışmaların yapılması artık ertelenmemelidir.
Bu bir siyasi lütuf değildir.
Bu, yasal düzenlemelerin kırsalda yaşayan vatandaş lehine doğru şekilde uygulanması meselesidir.
Çünkü köyleri yaşatmak istiyorsak önce orada yaşayan insanın geleceğini güvence altına almalıyız.
Gençleri köyde tutmak istiyorsak onlara yalnızca toprak değil, gelecek vermeliyiz.
Ve belki de yıllardır yanlış soruyu soruyoruz:
“Gençler neden köyden gidiyor?”
Asıl soru şu:
“Gençlerin köyde kalması için biz ne yaptık?”
Çünkü köyler sadece geçmişimiz değildir.
Köyler, soframızın, üretimimizin ve geleceğimizin güvencesidir.