23 Yıldır Neden Dindar Nesil Yetişmedi?
Gençleri En Çok Yaralayan Çelişki: “Haram” Denip Devlet Eliyle Uygulamak**
Son 23 yıldır iktidarın en çok tekrar ettiği hedeflerden biri “dindar nesil yetiştirmek” oldu.
Okullarda müfredat değişti, imam hatip sayısı arttı, değerler eğitimi zorunlulaştı.
Fakat bugün dönüp baktığımızda, genç kuşakların dindarlık seviyesinin artmadığı gibi, bir kısmının dinden uzaklaştığını, hatta dinden soğuduğunu görüyoruz.
Peki neden?
Bu sorunun onlarca alt başlığı var, ama gençlerle konuştuğunuzda karşınıza tek bir temel cevap çıkıyor:
“Söylem başka, uygulama başka.”
23 yıldır kürsülerden faiz haram diye anlatıldı.
Ama gençler hayatın tam ortasında bunun tam tersini yaşadı.
Genç soruyor:
“Madem haramdı, neden devlet 23 yıldır faiz sistemini bizzat işletiyor?”
Bu soruya ikna edici bir cevap verilmedi.
Verilemeyeceği için de gençler kendi cevabını üretti: “Demek ki söylenenle yapılan birbirini tutmuyor.”
Bir diğer çelişki daha büyük: Kumar.
Her yıl yüz milyarlarca liralık hacmi olan şans oyunları devlet eliyle yürütülüyor.
Milli Piyango…
İddaa…
Sayısal Loto…
Süper Loto…
Reklamları gençlerin telefonunda bildirim olarak beliriyor.
Genç yine soruyor:
“Kumar haramsa, devlet neden işletiyor?”
Bu çelişkiyi açıklayabilen bir otorite yok.
Bugünkü gençlik nasihatle değil, manzarayla eğitiliyor.
Evine bakıyor: Baba krediyle araba almış.
Arkadaşına bakıyor: KYK borcu yüzünden işe mahkûm.
Marketine bakıyor: Fiyatlar uçmuş, herkes kredi kartının faizine çalışıyor.
Devlete bakıyor: Şans oyunlarından gelir rekorları kırılıyor.
Genç bir süre sonra şöyle düşünüyor:
“Bu ülkede haram denilen şeyler en çok devlet tarafından yapılıyor. O zaman bu söylemlerin samimiyeti nerede?”
Dindarlık, devlet politikasıyla güçlenmez.
Dindarlık, en çok örnekle yayılır.
Ama genç kuşak gözünü açtığından beri şunu gördü:
Genç artık şunu söylüyor:
“Bana dindarlığı anlatmayın, önce kendiniz yaşayın.”
Çünkü gençler gördüklerine inanıyor, duyduklarına değil.**
Dinin en çok vurguladığı şey adalet, liyakat, ahlak ve hakkaniyetken; gençler tam tersini görünce dinden uzaklaşıyor.
Bu nesil, söylemle hayat arasındaki uçurumu kapatamıyor. Çünkü kapatılması mümkün değil.
Günün sonunda soru basit ama acı:
Bir genç, faizle borçlandıran, kumarı resmileştiren, adaleti sorgulatan bir düzende dindarlığa nasıl inanır?
Cevap net:
23 yıldır dindar nesil yetişmedi, çünkü dindarlık sözle değil davranışla öğretilir. Davranışlar tutarsız olduğunda genç, inancı değil çelişkiyi görüyor.
Yıllardır “dindar nesil yetiştireceğiz” deniyor…
Ama gel gör ki ortada ne dindar nesil var, ne de gençlerin içine sinen bir düzen.
Faiz haram diyoruz, kumar haram diyoruz…
Ama devlet bankası faizle işliyor, devlete ait şans oyunları patlamış gidiyor.
Genç de bunu görüyor tabii.
“Bir şey söyleniyor ama yaşanan bambaşka” diye düşünüyor.
Konu sadece bu da değil.
Eğitim sistemi desen ayrı bir dert.
Her gelen bakan müfredatı değiştiriyor, sınav sistemi değişiyor, okullar değişiyor…
Ama sonuç hiç değişmiyor.
Gençler gelecek kaygısından başını kaldıramıyor.
Ekonomik sıkıntı ayrı, iş bulma korkusu ayrı, eğitimdeki belirsizlik ayrı…
Veliler zaten yorgun, çocuklar bıkkın durumda.
Kısacası, yıllardır büyük sözler söylendi ama sahada karşılığı olmadı.
Gençler de haliyle “Söylem başka, hayat başka” diye büyüdü.
Bunca karışıklığa, bunca çelişkiye rağmen bu ülkenin tutunduğu bir dal hâlâ var:
Anadolu’nun ruhu ve güçlü aile yapısı.
Evet, zaman zaman çatlıyor, zorlanıyor… Ama ayakta duruyor.
Bir de şu eğitim meselesini adam akıllı düzeltsek, vallahi çok şey değişir.
Dürüst, adil, kaliteli bir eğitim sistemiyle bu gençlik çok daha farklı olur.
Hem değerlerine sahip çıkar hem de dünyayı takip eder.
Özgüveni olur, umudu olur, hedefi olur.
Bugün hâlâ umut varsa, o umut bu topraklarda büyüyen gençlerin içinde.
Yeter ki onların önünü açacak bir eğitim düzeni kurabilelim.