Ekranlara Serbestlik
Ülkemizde artık alıştığımız bir manzara var: En basit olayda bile hemen yayın yasağı geliyor. Vatandaşın bilgi alma hakkı kısıtlanıyor. Oysa aynı anda televizyon ekranlarında ahlaki değerleri altüst eden programlar saatlerce yayınlanıyor. Ne bir uyarı, ne bir müdahale… Her şey normalmiş gibi sürüp gidiyor.
Bazı kanallarda insanlar canlı yayında sorguya çekiliyor, suçlanıyor, aşağılanıyor. Aile içi meseleler reyting uğruna tüm ayrıntılarıyla ifşa ediliyor. Bu yayınların toplumsal yapımıza verdiği zarar artık gözle görülür halde. Ancak ne yetkili kurumlardan ne de toplumu yönlendiren kesimlerden güçlü bir tepki gelmiyor.
Bu noktada hepimizin kendine sorması gereken bir soru var: Biz nasıl bir nesil yetiştirmek istiyoruz? Dindar, ahlaklı, değerlerine sahip çıkan gençler mi? Yoksa ekranlardan öğrendiğiyle hayatını şekillendiren, mahremiyetin ne olduğunu bilmeyen bir kuşak mı?
Yayın yasağı, halkı susturmak için değil, toplumu korumak için olmalı. Eğer gerçekten aileye, değerlere ve geleceğe önem veriyorsak; bu programlara da en az adli olaylar kadar dikkat göstermemiz gerekiyor.
Medya denetimi yalnızca haberlerle sınırlı mı olacak? Yoksa toplumu şekillendiren içerikler de mercek altına alınacak mı?
Toplumun temeli ailedir. Aileyi korumadan, geleceği inşa edemeyiz. Gerçekleri saklamayı değil, yozlaşmayı durdurmayı seçersek belki o zaman bir umut doğar.
Bence Ahlak ve maneviyat olmayan toplumlarda aileden söz edilemez umarım yetkililer aile yapısına sahip çıkarlar













