AKYAZI’DA BELEDİYECİLİK Mİ, SİYASİ YATIRIM MI?
Akyazı’da son yıllarda giderek büyüyen bir tartışma var: Belediyecilik anlayışı nereye evriliyor?
Yaklaşık yedi yıldır görevde olan Belediye Başkanı Bilal Soykan döneminde, vatandaşların günlük hayatını doğrudan etkileyen temel belediye hizmetleri konusunda ciddi eleştiriler yükseliyor. Özellikle sokakların fiziki durumu, altyapı eksiklikleri ve çevre kirliliği gibi konular artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaşmış durumda.
Vatandaşın beklentisi aslında çok net: Temiz bir çevre, düzgün yollar ve yaşanabilir bir kent.
Ancak sahadaki tablo, bu beklentinin karşılanmadığı yönünde güçlü bir kamuoyu algısı oluşturuyor.
Bir diğer tartışma ise belediyenin yönetim anlayışı üzerine yoğunlaşıyor. İlçede alınan bazı önemli kararların, geniş bir istişare zemini yerine daha dar bir çerçevede ve çoğu zaman “tek merkezli” bir anlayışla alındığı yönünde eleştiriler dile getiriliyor.
Bu eleştirilerin odağında ise şu soru var:
Alınan kararlar Akyazı’nın geleceği için mi, yoksa siyasi gelecek hesabıyla mı şekilleniyor?
Son olarak belediyeye ait hizmet binasının zemin katındaki iş yerlerinin ihale yoluyla satışa çıkarılması, bu tartışmaları daha da derinleştirdi. Yaklaşık 100 milyon TL gelir beklentisi olan bu satış, bazı kesimler tarafından “kaynak üretimi” olarak değerlendirilirken, bazı kesimlerce ise “elden çıkarılan kamu varlıkları” olarak yorumlanıyor.
Burada asıl mesele şu:
Ekonomik sorunlar, belediyeye ait taşınmazların satışıyla mı çözülmeli?
Elbette mevzuat buna imkân tanıyor. Ancak bu yöntemin sürekli hale gelmesi durumunda, belediyenin gelecekteki ekonomik gücü nasıl korunacak?
Öte yandan vatandaşların günlük yaşamını doğrudan etkileyen sorunlar hâlâ çözüm bekliyor. Bozuk yollar, çevre kirliliği ve sosyal alan eksikliği, ilçede en çok dile getirilen konular arasında yer alıyor. Belediye eliyle işletilen sosyal tesislerin yok denecek kadar az olması ise ayrı bir tartışma konusu.
Tüm bu gelişmeler ışığında Akyazı’da şu soru artık daha yüksek sesle soruluyor:
Belediyecilik, halkın yaşam kalitesini artırmak mı, yoksa farklı önceliklerle yönetilen bir süreç mi?
Bugün ortaya çıkan tablo, sadece bir eleştiri değil; aynı zamanda bir uyarı niteliği taşıyor.
Çünkü vatandaş artık sadece yapılan işleri değil, nasıl ve hangi önceliklerle yapıldığını da sorguluyor.










