Bu mu Demokrasi?
Değerli dostlar,
Biz halk olarak, "seçtiklerimizden" şikâyet ederiz. Üstelik bu şikâyet çoğu zaman haklıdır. Hizmet eksikliğinden, halktan kopukluklarından, kibirli duruşlarından, sadece seçim dönemlerinde hatırlanıyor olmaktan rahatsız oluruz.
Ama bir durup düşünelim: Gerçekten biz mi seçiyoruz?
Her seçim döneminde, partilerin genel merkezlerinden onaylı isimler listelere girer. Aday belirleme süreci halktan çok, genel başkanların, dar ekiplerin ve siyasi dengelerin etkisiyle şekillenir. Biz ise o kişileri tanımasak bile, sandıkta partimizin logosuna mühür basar, vicdanımızı rahatlatırız.
Sakarya milletvekilleri bu durumun en canlı örneklerindendir. Halkla ne kadar iç içeler? Seçimden sonra hangi mahallenin, hangi köyün yolunu tuttular? Kaçının telefonu halka açıktır? Meclis'te Sakarya için kaç defa söz aldılar? Sorunları ne kadar takip ediyorlar? Bu sorulara cevap bulmak zor...
Akyazı’da da tablo çok farklı değil. Belediye Başkanı Bilal Soykan, seçim öncesi halkla iç içe bir profil çizdi. Ancak bugün gelinen noktada, vatandaşın beklentilerinin karşılandığını söylemek güç. Şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirlik konusunda ciddi eleştiriler var. Halk, artık belediyeyi ulaşılmaz, karar mekanizmalarını kapalı bir yapı olarak görüyor.
Bu noktada sormak gerekiyor: Biz gerçekten seçiyor muyuz, yoksa seçilmiş olanları sadece onaylıyor muyuz?
Demokrasi, sadece sandıkta oy kullanmak değildir. Demokrasi, bilinçli tercih yapmaktır. Adayın kim olduğunu, geçmişini, vizyonunu, halkla ilişkisini sorgulamaktır. Partiye değil, kişiye oy vermektir. Aksi halde aynı hataları tekrar edip, sonra da yakınmaktan başka çaremiz kalmaz.
Eğer gerçekten demokratik bir ülkede yaşadığımızı düşünüyorsak, o zaman sorgulamamız gereken sadece seçtiklerimiz değil, aynı zamanda bizim tercihlerimiz ve suskunluklarımızdır.
Unutmayalım: Sessiz kalınan her haksızlık, normalleşir. Sorgulanmayan her seçim, bizi demokrasi değil, dayatma sistemine yaklaştırır.













