Kamu yatırımı neden tamamlanamadı, Akyazı neden hâlâ bekliyor?
Kamu kaynaklarıyla yapılan bir yatırımın yıllarca tamamlanamaması ve vatandaşın hizmetine sunulamaması, kamu yönetimi açısından ciddi soru işaretleri doğurur. Akyazı’nın önemli meselelerinden biri hâline gelen Akçarşı dosyasında da asıl cevap bekleyen soru budur: İhale sürecinde yaşanan sorunlar neden giderilemedi ve kamuya ait bu yapı neden yıllardır beklenen hizmeti veremiyor?
İddialara göre, önceki belediye yönetimi döneminde gerçekleştirilen bazı işlemler ve düzenlenen geçici kabul belgeleri, projenin ilerleyen süreçlerinde tartışmalara neden oldu. İşin gerçekleşme oranının yüzde 96 olduğu yönündeki açıklamalar da uzun süre gündemde kaldı. Geçici ve kesin kabul belgelerinin mevzuata uygunluğu konusunda ortaya atılan iddialar ise dosyanın aydınlatılması gereken başlıkları arasında yer aldı.
Önceki dönem belediye yönetiminden 11 kişinin Ağır Ceza Mahkemesi sürecine konu olduğu bilgisi de kamuoyunun dikkatini çekti. Ancak bu süreçte adı geçen kişilerin hukuki sorumlulukları, ancak dosyadaki deliller ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilebilir.
Burada önemli olan yalnızca geçmişte neler yaşandığını tartışmak değil, aradan geçen yıllara rağmen neden somut bir sonuca ulaşılamadığını ortaya koymaktır.
2019 yılından bu yana Akyazı Belediye Başkanlığı görevini yürüten Bilal Soykan döneminde de Akçarşı sorunu çözüme kavuşturulamadı.
Peki, aradan geçen yaklaşık yedi buçuk yılda hangi somut adımlar atıldı?
Binanın eksiklerinin tamamlanması ve hizmete açılması için nasıl bir yol haritası hazırlandı? Yüklenici firmaya yönelik hangi hukuki ve idari işlemler gerçekleştirildi? Geçici ve kesin kabul belgeleri hakkındaki iddialar incelendi mi? Kamu kaynaklarının korunması ve iş yeri sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilmesi için hangi tedbirler alındı?
En önemlisi, projenin tamamlanamaması nedeniyle ortaya çıkmış olabilecek ekonomik kayıplar hesaplandı mı?
Belediye yönetiminin sorumluluğu yalnızca önceki dönemlerde yaşanan sorunları anlatmakla sınırlı değildir. Mevzuatın verdiği yetki ve yüklediği sorumluluklar çerçevesinde çözüm üretmek, kamu kaynaklarını korumak ve vatandaşın beklentilerine cevap vermek de yönetimin görevidir.
Bu nedenle Bilal Soykan döneminde Akçarşı konusunda yapılan işlemlerin, atılan adımların ve varsa gecikmelere ilişkin ihmallerin yetkili mercilerce incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bununla birlikte, herhangi bir kişi hakkında hukuki veya idari sorumluluk bulunup bulunmadığı, yapılacak incelemeler ve yargılama sonucunda belirlenmelidir.
Akçarşı'nın yıllardır beklenen işlevini yerine getirememesi, yalnızca bir binanın atıl kalması meselesi değildir. Muhtemel belediye gelirleri, ticari faaliyetler, istihdam ve iş yeri sahiplerinin uğramış olabileceği zararlar da değerlendirilmelidir.
Akçarşı'nın 40'tan fazla dükkân ve iş yerini kapsadığı belirtiliyor. Ancak bu iş yerlerinin kaçının fiilen kiralanabilir durumda olduğu, hangi tarihte faaliyete geçebileceği, teknik ve hukuki koşulları ile emsal kira bedelleri somut verilerle ortaya konulmalıdır.
Bir milyar TL'yi aşabileceği ileri sürülen kayıp iddiası da belgeli ve denetlenebilir bir hesaplamayla açıklığa kavuşturulmalıdır.
Böyle bir hesap yapılırken şu kalemler ayrı ayrı incelenmelidir:
Elbette bu kalemlerin tamamı doğrudan kamu zararı olarak kabul edilemez. Her birinin dayanağı, hesaplama yöntemi ve hukuki niteliği ayrı ayrı belirlenmelidir. Aynı kaybın farklı başlıklar altında iki kez hesaplanmaması da önemlidir.
Kamuoyunun ihtiyacı olan, tahminlere dayalı büyük rakamlar değil; bağımsız incelemeyle doğrulanabilecek, dayanakları açık bir hesap raporudur.
Akçarşı, Akyazı'nın ticari ve sosyal yaşamına katkı sunabilecek bir yatırım olarak değerlendirilebilir. Ancak yıllardır beklenen bu katkının neden gerçekleşmediği, yalnızca binanın fiziksel durumuna bakılarak açıklanamaz.
Akçarşı'nın başka alışveriş merkezleriyle aynı ölçekte gelir üretebileceği ileri sürülecekse bu iddia; ziyaretçi potansiyeli, kiralanabilir alan, doluluk oranları, emsal kira sözleşmeleri ve bölgenin ekonomik koşullarıyla desteklenmelidir.
Serdivan'daki alışveriş merkezleriyle karşılaştırma yapılacaksa bölgesel satın alma gücü, işletme çeşitliliği ve müşteri hareketliliği de hesaba katılmalıdır.
Asıl mesele, varsayımsal gelirler üzerinden tartışma yürütmek değil; yatırımın bugüne kadar neden tamamlanamadığını, ne kadarlık bir maliyet ve kayıp doğurmuş olabileceğini ve bundan sonra nasıl sonuç alınacağını belgelerle ortaya koymaktır.
Akçarşı dosyasında kamuoyunun önünde hâlâ yanıtlanması gereken temel sorular bulunuyor:
Bu soruların cevabı siyasi tartışmalarla değil; ihale dosyaları, kabul belgeleri, belediye kayıtları, teknik raporlar ve bağımsız mali incelemelerle ortaya konulmalıdır.
Akçarşı meselesi, geçmiş yönetimlerle bugünkü yönetim arasında karşılıklı suçlama konusu olarak kalmamalıdır.
Kamu malını korumak, kamu zararını önlemek, vatandaşın hakkını gözetmek ve yarım kalan yatırımları sonuçlandırmak, hangi dönemde görev yapmış olursa olsun bütün kamu yöneticilerinin sorumluluğundadır.
Akyazı halkının beklediği de budur: Suçlama değil belge, mazeret değil çözüm, vaat değil sonuç.
Akçarşı dosyasında artık cevap bekleyen soruların açıklığa kavuşturulması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekiyor.