EMANETÇİ OLDUĞUNUZU SAKIN UNUTMAYIN!
Ben yazıyorum, ben okuyorum… Bu da bana yetiyor. Yazdıklarımdan dolayı asla şikâyetçi değilim. Çünkü benim derdim birilerinin hoşuna gitmek değil, ilçem Akyazı’nın sorunlarını dile getirmek, kamu kaynaklarının doğru kullanılmasını ve vatandaşın hakkının korunmasını sağlamaktır.
Özellikle Akyazı Belediyesi’nin imar uygulamaları, ihaleleri ve kamu kaynaklarının kullanımı konusunda dile getirdiğim eksikliklerin, ilgili kurumlar tarafından denetlenmesi gerektiğini defalarca yazdım.
Ancak görüyorum ki yazmakla, uyarmakla, kamuoyunu bilgilendirmekle sorunlar kendiliğinden çözülmüyor.
Belediye kaynaklarının, milyonlarca liralık projeler adı altında nasıl kullanıldığı, yapılan işlerin gerçekten ilçenin ihtiyaçlarına cevap verip vermediği, imar uygulamalarının ve ihalelerin yasal zeminde yürütülüp yürütülmediği hâlâ sorulması gereken sorular arasında.
Ne yazık ki bazı uygulamalarda, kamu kaynaklarının kullanımı konusunda “Ben ne dersem o olur” anlayışının hâkim olduğu izlenimi doğuyor.
Peki, bu anlayışla Akyazı’nın sorunları çözülür mü?
Belediyeye ait taşınmazları satarak, belediyeyi borçlandırarak hizmet yaptığını düşünenlere bir çift sözüm var:
Siz o makamların sahibi değil, milletin emanetini taşıyan emanetçilerisiniz!
Belediyenin taşınmazları şahsi mülkünüz değildir. Belediye bütçesi, dilediğiniz gibi kullanabileceğiniz bir para kasası değildir. O kaynaklar, Akyazı halkının alın teriyle oluşmuş, gelecek nesillerin de hakkı olan kamu kaynaklarıdır.
Bugün satılan her taşınmazın, yapılan her borçlanmanın, harcanan her kuruşun hesabı yarın mutlaka sorulacaktır.
Bir belediye başkanının başarısı, kaç milyon liralık proje açıkladığıyla değil, o projelerin ilçeye ne kazandırdığıyla ölçülür.
Akyazı’nın geleceğini düşünmek, yalnızca bugünü kurtarmak değildir. Gelecek nesillerin hakkını da korumaktır.
Ben yazmaya, sormaya, sorgulamaya devam edeceğim.
Çünkü mesele şahıslar değil, Akyazı’nın geleceğidir.
Ve bir kez daha hatırlatıyorum:
Emanetçi olduğunuzu sakın unutmayın!