BİR BAKRAÇ YOĞURDUN HİKÂYESİ 04.11.2026
Bir Bakraç Yoğurdun Hikâyesi ve Siyasetçilere Verdiği Ders
Rivayet odur ki, bir gün Sultan büyük ve görkemli bir cami yaptırmaya karar verir. Cami inşaatı için hazırlıklar tamamlanır, ustalar ve işçiler çalışmaya başlar.
Ancak Sultan'ın kesin bir talimatı vardır:
“Bu caminin inşaatına hiç kimseden yardım ve katkı kabul edilmeyecek. Kim olursa olsun, kim yardım teklif ederse etsin, kesinlikle kabul edilmeyecek!”
Sultan'ın bu emri üzerine inşaat başlar. Mevsim yazdır. Güneş tepede, hava kavurucu sıcaktır. İşçiler kan ter içinde çalışırken bir gün, iki büklüm yaşlı bir nine, elinde bir bakraç yoğurtla inşaatın kapısında belirir.
İşçilere seslenir:
“Evlatlarım, bu sıcakta çok yoruluyorsunuz. Şu yoğurttan kendinize bir ayran yapın da için, biraz serinleyin.”
İşçiler, Sultan'ın kesin emrini hatırlayarak yoğurdu almak istemezler. Ancak yaşlı nine ısrar eder. Sonunda ninenin gönlünü kırmamak için yoğurdu kabul ederler.
O gece Sultan bir rüya görür. Rüyasında, caminin inşaatına elinde bir bakraç yoğurtla gelen yaşlı bir nine vardır. Sultan, bu yaşlı kadının kim olduğunu ve neden cami inşaatına yardım ettiğini merak eder.
Sabah olur olmaz yaşlı ninenin bulunmasını ve huzuruna getirilmesini emreder.
Kadın Sultan'ın huzuruna çıkarılır. Sultan merakla sorar:
“Ey nine! Benim kesin bir emrim vardı. Bu caminin inşaatına hiç kimseden yardım ve katkı kabul edilmeyecekti. Peki, sen neden elinde bir bakraç yoğurtla inşaata geldin?”
Yaşlı nine başını öne eğerek şöyle cevap verir:
“Sultanım, ben yaşlı bir kadınım. Cami inşaatında taş taşıyamam, harç karamam. Ama o sıcakta çalışan işçilerin susuzluğunu gidermek istedim. Benim de bu hayırda küçücük bir payım olsun istedim.”
İşte bir bakraç yoğurtla hayra ortak olmak isteyen yaşlı ninenin gönlündeki samimiyet budur.
PEKİ, BUGÜN SİYASETÇİLERİMİZ BU HİKÂYEDEN NE DERS ÇIKARMALI?
Kamu kaynaklarıyla yapılan hizmetler bir kişinin değil, milletin ortak emeğinin, alın terinin ve hakkının eseridir.
Belediye başkanları ve diğer kamu yöneticileri, bu kaynakların sahibi değil, emanetçisidir. Görevleri, milletin kendilerine emanet ettiği imkânları yine milletin yararına kullanmaktır.
Peki, milletin vergileriyle, ortak bütçeyle yapılan hizmetleri kendi şahsi başarısı gibi anlatanlara bu hikâye ne ifade ediyor?
Yoksa asıl mesele hizmet etmek değil de yapılan her hizmetin altına kendi adını yazdırmak mı?
Bir bakraç yoğurtla hayra ortak olmak isteyen yaşlı ninenin samimiyetinden, milletin parasıyla hizmet yapanların çıkaracağı hiç mi ders yok?
Unutulmamalıdır ki:
Kamu malı şahsi mal değildir.
Milletin parasıyla yapılan hizmet, siyasetçinin lütfu değil, görevinin gereğidir.
Belediye başkanı hizmetin sahibi değil, millet adına hizmetin emanetçisidir.
Makamlar geçici, görevler süreli, kamu emaneti ise büyük bir sorumluluktur.
SON SÖZ
Yaşlı nine bir bakraç yoğurdunu hayra ortak olmak için verdi. Bugünün yöneticileri ise milletin alın teriyle oluşturulan bütçeyi hizmete dönüştürürken bu hizmetlerin gerçek sahibinin millet olduğunu unutmamalıdır.
Çünkü isimler unutulur, tabelalar değişir, makamlar el değiştirir. Ancak milletin hakkı ve kamu emaneti her zaman baki kalır.
Hizmet etmek erdemdir. Milletin parasıyla yapılan hizmeti kendi şahsi başarısı gibi sunmak ise övünülecek bir meziyet değildir.
MİLLETİN PARASIYLA YAPILAN HİZMETİN SAHİBİ MİLLETTİR. SİYASETÇİNİN PAYINA DÜŞEN İSE SADECE GÖREVİNİ HAKKIYLA YAPMANIN ONURUDUR.