BELEDİYELER SAĞA SOLA LAF YETİŞTİRECEĞİNE GÖREVİNİ YAPSIN!
44 FABRİKA VAR, ARITMA TESİSİ YOK! PEKİ BU RUHSATLARI KİM VERDİ?
Sakarya Valisi Rahmi Doğan'ın Ferizli Organize Sanayi Bölgesi'ndeki 44 fabrikanın arıtma tesisi olmadan çalıştığını açıklaması, üzerinde ciddi şekilde durulması gereken bir konuyu yeniden gündeme taşıdı.
Vali Doğan, Mudurnu Çayı kenarındaki bazı fabrikaların çevreyi kirlettiğini, Valilik olarak fabrikalardan birini 18 gün kapatabildiklerini ancak mahkeme kararıyla yeniden faaliyete başladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bizim toprağımızı, suyumuzu, havamızı kirletmeden üretim yapılsın istiyoruz.”
Elbette bu sözlere katılmamak mümkün değil. Üretime, istihdama, fabrikaların çalışmasına kimsenin itirazı yok. Ancak üretim yapılırken doğanın, suyun ve toprağın kirletilmesine de kimsenin hakkı yok.
Fakat burada asıl sorulması gereken sorular var.
Ferizli OSB'de 44 fabrika varsa bu fabrikaların ruhsatlarını kim verdi?
Bu fabrikalar gökten zembille mi indi? Faaliyete başlamaları için gerekli izinleri kimler verdi? Arıtma tesisi bulunup bulunmadığı hiç mi denetlenmedi?
Bugün 44 fabrikanın arıtma tesisi olmadan çalıştığı açıklanıyorsa yalnızca fabrikaların değil, bu işletmelere izin veren, ruhsatlandıran ve denetlemekle görevli kurumların da sorumluluğu sorgulanmalıdır.
Peki, yıllardır bu eksiklik neden giderilmedi? İlgili belediyeler, OSB yönetimi ve denetimden sorumlu kurumlar bugüne kadar ne yaptı?
Belediyeler sağa sola laf yetiştirmek, siyasi tartışmaların içinde yer almak yerine öncelikle asli görevlerini yerine getirsinler.
Çünkü belediyecilik yalnızca yol yapmak, kaldırım döşemek, açılışlara katılmak veya yapılan hizmetleri anlatmak değildir. Şehrin çevresini, suyunu, toprağını ve insan sağlığını korumak da belediyelerin en önemli sorumlulukları arasındadır.
Elbette burada yetki ve sorumluluk sadece belediyelere ait değildir. OSB yönetiminden ilgili bakanlıklara, ruhsat veren ve denetim yapan bütün kurumlara kadar herkes kendi sorumluluğunun hesabını vermelidir.
Gelelim çözüm meselesine…
Bana göre fabrikaları kapatmak ilk ve tek çözüm olmamalıdır. Fabrikalarda çalışan insanların, ailelerin ve bölge ekonomisinin de düşünülmesi gerekir. Ancak istihdamı korumak adına çevrenin kirletilmesine de göz yumulamaz.
Arıtma tesisi bulunmayan işletmelere tesislerini kurmaları için kesin ve makul bir süre verilmeli. Bu süre içerisinde yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı. Gerekirse mevzuat çerçevesinde cezalar artırılmalı, ihlalin devam etmesi hâlinde faaliyet durdurmaya kadar gerekli işlemler yapılmalıdır.
Amaç fabrikaları kapatmak değil, çevreye zarar vermeden üretim yapmalarını sağlamaktır.
SON SÖZÜMÜZ ŞU:
Bugün 44 fabrikanın arıtma tesisi olmadan çalıştığı söyleniyorsa bunun hesabı sorulmalıdır.
Kim ruhsat verdi, kim izin verdi, kim denetledi, kim görmezden geldi?
Bu soruların cevabı verilmeden, sorumlular ortaya çıkarılmadan ve gerekli önlemler alınmadan yapılan açıklamalar sorunu çözmeye yetmez.
Belediyeler başta olmak üzere bütün ilgili kurumlara çağrımızdır:
Siyasi polemiklerle, karşılıklı açıklamalarla vakit kaybetmeyin. Önce görevlerinizi yapın. Çünkü vatandaş sizden laf değil, hizmet bekliyor.
Unutmayalım; kirletilen Mudurnu Çayı hiçbir siyasi tartışmayı dinlemez. Akan suyun hesabını gelecek nesiller öder.
Üretim olsun, istihdam olsun ama doğamızın pahasına değil!