MİLLETİN PARASIYLA ŞOV YAPAN SİYASETÇİLER
Milletin parasıyla gösteriş yapmak kolay, hesabını vermek zor mu geliyor?
Siyasetçi olmak, makam koltuğuna oturup etrafa talimat yağdırmak, milyonluk araçlarla dolaşmak, törenlerde boy göstermek ve yapılan her işi sosyal medyada bir başarı hikâyesi gibi sunmak değildir!
Siyaset, her şeyden önce sorumluluktur. Hem de öyle sıradan bir sorumluluk değil; milletin alın teriyle kazandığı paranın hesabını verme sorumluluğudur!
Ama gelin görün ki bazı siyasetçiler, kamu kaynaklarıyla yapılan işleri kendi ceplerinden harcanmış gibi anlatmaktan çekinmiyor. Alınan araçlar, milyonluk projeler, gösterişli açılışlar, kameralar önünde verilen pozlar…
Her şey hazır! Fotoğraf çekilecek, paylaşım yapılacak, alkışlar toplanacak!
Peki, bu harcamaların hesabını kim verecek?
Para milletin, gösteriş siyasetin!
Kamu kaynaklarıyla araç almak, belediye bütçesiyle proje yapmak, vatandaşın vergileriyle hizmet üretmek bir siyasetçinin şahsi başarısı değil, görevinin gereğidir.
Milletin parasıyla hizmet yapmak lütuf değil, kamu görevidir!
Asıl mesele, harcanan paranın karşılığında ne üretildiğidir. Yapılan yatırım vatandaşa ne kazandırdı? Harcanan milyonların karşılığı alındı mı? Öncelikler doğru belirlendi mi? Vatandaşın gerçek sorunları çözülürken kaynaklar ne kadar verimli kullanıldı?
İşte sorulması gereken sorular bunlardır.
Ancak bazı yöneticiler için görüntü, hizmetin önüne geçiyor. Sosyal medyada verilen pozlar, yapılan işin önüne geçiyor. Gösteriş büyüyor, hesap verme sorumluluğu ise aynı ölçüde görünür olmuyor.
Elbette her proje kötüdür, her araç gereksizdir demiyoruz. Kamu hizmeti için elbette araç da alınır, yatırım da yapılır. Fakat her harcamanın bir gerekçesi, her yatırımın bir karşılığı, her yöneticinin de millete karşı bir sorumluluğu vardır.
Makam sizin olabilir, para milletin!
Şunu özellikle hatırlatmak gerekiyor:
BEYLER! O PARA SİZİN CEBİNİZDEN ÇIKMIYOR, MİLLETİN CEBİNDEN ÇIKIYOR!
Makam araçlarıyla dolaşırken, milyonluk projelerin başında poz verirken, sosyal medyada başarı hikâyeleri anlatırken bir an olsun durup düşünün.
O bütçede emeklinin vergisi var. İşçinin alın teri var. Esnafın kazancı var. Çocuğunun geleceği için geçim mücadelesi veren ailelerin ödediği vergiler var.
Dolayısıyla kamu parasını harcayan hiç kimse, o paranın sahibiymiş gibi davranamaz.
Millet, yöneticilere sınırsız harcama yetkisi değil; kaynakları doğru kullanma görevi vermiştir.
Alkış beklemeyin, hesap verin!
Siyasetçinin başarısı, kaç fotoğraf paylaştığıyla, kaç törene katıldığıyla veya hangi araçla dolaştığıyla ölçülmez.
Başarı; vatandaşın derdine ne kadar çare bulunduğuyla, kamu kaynaklarının ne kadar verimli kullanıldığıyla ve yapılan işlerin ne kadar şeffaf olduğuyla ölçülür.
Vatandaş hizmet beklerken gösterişle yetinmek, sorular karşısında susmak ve her eleştiriyi siyasi saldırı olarak görmek kabul edilemez.
Eleştiri, demokrasinin düşmanı değil, denetimin temelidir. Kamu harcamalarıkok sorgulanıyorsa verilecek en doğru cevap öfkelenmek değil, belgeleri ortaya koymak ve açıkça hesap vermektir.
Çünkü kamu kaynakları kişisel itibar kazanmak için değil, kamu yararı için kullanılmalıdır.
Son söz: Bu millet her şeyi görüyor!
Kimse kusura bakmasın!
Milletin parasını harcarken bol keseden davranıp, eleştiri geldiğinde rahatsız olanların artık kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor:
Biz bu makamlara gösteriş yapmak için mi geldik, yoksa millete hizmet etmek için mi?
Eğer cevap millete hizmet etmekse, o zaman gösterişi bir kenara bırakın. Harcamaları açıklayın, projelerin hesabını verin, israf iddialarını belgelerle yanıtlayın ve vatandaşın gerçek sorunlarına odaklanın.
Çünkü o koltuklar kimsenin şahsi mülkü değildir. O bütçeler kimsenin özel kasası değildir. O makamların sahibi de, o paranın asıl kaynağı da millettir.
Milletin parasıyla şov yapmak kolaydır. Zor olan, o paranın her kuruşunun hesabını verebilmektir!
Ve unutmayın: Sandık günü alkışlar değil, yapılan hizmetler; gösterişli fotoğraflar değil, verilen hesaplar hatırlanır.
Gerçeğin Peşinde, Halkın Yanında.