SOYKAN’I SAVUNMAK MI, SORULARI YANITLAMAK MI?
19 Eylül tarihinde basında yer alan “Siyasetin gönül köprüleri Akyazı’da nasıl yıkıldı?” başlıklı yazının ardından AK Parti Akyazı İlçe Başkanı Mesut Ekrem tarafından kamuoyuna bir açıklama yapıldı.
Sayın Ekrem açıklamasında, Belediye Başkanı Bilal Soykan’ın bir esnafa “Seçim geliyor, oy vermezsin olur biter” şeklinde bir ifade kullandığı yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığını, haberde aktarıldığı şekliyle böyle bir diyalog yaşanmadığını belirtti.
Elbette bir siyasi parti ilçe başkanının kendi belediye başkanını savunması doğaldır.
Ancak burada üzerinde durulması gereken başka bir konu var.
Bir iddianın gerçeği yansıtmadığını bu kadar kesin ifadelerle söylemek için elde hangi somut bilgi bulunmaktadır?
Çünkü söz konusu yazı basında yer almıştır. Yazının sahibi ben değilim. Dolayısıyla benim burada yaptığım, yazıda yer alan iddiaları sahiplenmek değil; AK Parti İlçe Başkanı’nın açıklamasını ve kullandığı kesin ifadeleri değerlendirmektir.
Sayın Ekrem’in, Başkan Soykan’ı çok yakından tanıyan bir ilçe başkanı olduğunu düşünüyorum.
Tam da bu nedenle, açıklamalarında biraz daha dikkatli bir dil kullanmasının daha doğru olacağı kanaatindeyim.
Çünkü geçmişte kamuoyuna yansıyan başka bir olayda, hizmet talebinde bulunan bir vatandaşın ailesinin yanında Belediye Başkanı Bilal Soykan’dan “Zorla mı yaptıracaksın?” şeklinde bir karşılık aldığı yönünde video kayıtları ile gündeme gelmişti.
Bu iddianın doğruluğu veya yanlışlığı ayrıca tartışılabilir.
Fakat böyle bir olayın kamuoyunda konuşuluyor olması bile vatandaş-belediye başkanı ilişkilerinin nasıl algılandığının sorgulanmasını gerektirir.
Dolayısıyla bugün tartışılan “Seçim geliyor, oy vermezsin olur biter” sözünün gerçekten söylenip söylenmediği konusunda benim söyleyeceğim bir şey yok.
Bunu olayın tarafları ve varsa tanıkları bilir.
Ancak Sayın Ekrem’in açıklamasındaki kesinlik dikkat çekicidir.
“Böyle bir diyalog yaşanmamıştır” demek yerine, olayın taraflarının açıklamalarına ve somut bilgilere işaret edilmesi, kamuoyunun değerlendirmesine daha sağlıklı bir zemin hazırlayabilirdi.
ELEŞTİRİYE “HEZEYAN” DEMEK YERİNE...
Açıklamanın sonunda ilgili basın kuruluşunun “akıl almaz hezeyanları” ile baş başa bırakıldığı ifade ediliyor.
Bence burada da farklı düşünmek gerekiyor.
Basında yer alan bir iddia yanlışsa, yapılması gereken o iddiayı ortaya koyanları “hezeyan” içerisinde göstermek değil; hangi kısmının neden yanlış olduğunu somut biçimde ortaya koymaktır.
Vatandaş da böylece kendi değerlendirmesini yapar.
Siyasette eleştiri olacaktır.
Sitem olacaktır.
Hatta zaman zaman sert eleştiriler de olacaktır.
Önemli olan, eleştirinin karşısına öfkeyle değil, bilgiyle ve açıklıkla çıkabilmektir.
VATANDAŞIN NE DÜŞÜNDÜĞÜ DE ÖNEMLİ
Sayın Ekrem açıklamasında teşkilatın, milletvekilinin ve belediye başkanının vatandaş ve esnafla doğrudan iletişim içerisinde olduğunu ifade ediyor.
Bu, teşkilatın kendi değerlendirmesidir.
Ancak vatandaşın değerlendirmesi de önemlidir.
Vatandaş kendisini dinlenmiş hissediyor mu?
Belediyeye ulaşabiliyor mu?
Eleştirisini rahatlıkla dile getirebiliyor mu?
Hizmet talep ettiğinde karşılaştığı yaklaşımı nasıl değerlendiriyor?
Bunların cevabını siyasi açıklamalardan çok, vatandaşın kendisi verecektir.
Sonuç olarak;
Başkan Soykan’ı savunmak Sayın Ekrem’in hakkıdır.
Ancak savunma yapılırken kullanılan kesin ifadelerin de sorumluluğu vardır.
Benim tavsiyem şudur:
Savunmadan önce sorgulamak, kesin hüküm vermeden önce dinlemek ve iddialara mümkün olduğunca somut cevap vermek...
Çünkü siyasetçinin en güçlü savunması, sert sözler değil; açıklayabildiği gerçeklerdir.
Ve unutulmamalıdır:
Eleştiri, siyasetin düşmanı değil; doğru kullanıldığında demokrasinin denetim mekanizmasıdır.