SAHİ, DEĞİŞEN NE OLDU?
Bazı sözler vardır; üzerinden yıllar geçer ama insanın zihninden hiç çıkmaz.
Yıl 1978.
Almanya’nın Göttingen şehrinde Orman ve Ziraat Fakültesini bitirmiş, ülkeme ve doğup büyüdüğüm Akyazı’ya dönmüştüm.
Rahmetli abimiz, büyüğümüz ve komşumuz Refik Baykal’ı evinde ziyaret ettim. Oturduk, sohbet ettik. Türkiye’yi, ekonomiyi, halkın durumunu konuştuk.
O gün bana şöyle dedi:
“Bu ülkede siyasi veyumruğun güçlüyse ekmek var; yoksa ezilen, büzülen olursun, fakir fukara olursun.”
O sözün üzerinden tam 48 yıl geçti.
Bugün 2026…
Akyazı büyüdü, değişti. Yeni yollar, binalar, teknolojiler, yeni imkânlar geldi. Fakat insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Peki zihniyet değişti mi?
Geçtiğimiz günlerde bir vatandaşımızın bana yönelttiği soru, beni yeniden o yıllara götürdü:
“Sayın Şanlı, değişen ne oldu? Kaleme alır mısınız? Sahi değişen ne oldu?”
İşte bugün bu soruyu ben de Akyazı’nın önüne bırakıyorum.
Çünkü mesele yalnızca geçmişle bugünü karşılaştırmak değil.
Mesele, 48 yılda yönetim anlayışımızın ne kadar değiştiğini sorgulamak.
Siyasetçiler değişti. Belediye başkanları değişti. Meclisler değişti. Partiler, kadrolar, söylemler değişti.
Ama vatandaşın makam sahiplerinden beklentisi hiç değişmedi:
Adalet. Liyakat. Şeffaflık. Hesap verebilirlik.
Vatandaş, kendisini yönetenlerin ulaşılmaz olmasını değil, ulaşılabilir olmasını istiyor. Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını bilmek, alınan kararların neden alındığını görmek istiyor.
Çünkü belediye başkanlığı da siyasi görevler de kişisel güç makamı değil, kamu emanetidir.
Tam da burada rahmetli Refik Baykal’ın 1978’de söylediği söz yeniden karşımıza çıkıyor.
Eğer bugün de vatandaş kendisini güçlü karşısında zayıf, makam karşısında çaresiz, hakkını ararken yalnız hissediyorsa, teknolojinin değişmesinin ne anlamı var?
Bina değişmiş olabilir.
Yol değişmiş olabilir.
Koltuk değişmiş olabilir.
Ama zihniyet değişmediyse ne değişmiştir?
Belki de asıl meselemiz budur.
Akyazı’nın 1978’den 2026’ya hikâyesini yalnızca yapılan binalarla, asfaltlanan yollarla, değişen makam sahipleriyle ölçemeyiz.
Bir şehrin gerçek gelişmişliği, vatandaşın kendisini ne kadar değerli, güvende ve eşit hissettiğiyle ölçülür.
O nedenle vatandaşın sorusunu tekrar etmekte fayda var:
“Sayın Şanlı, değişen ne oldu?”
Ben cevabı vermiyorum.
Çünkü bu sorunun cevabını siyasetçilerden, yerel yöneticilerden ve en önemlisi Akyazı halkından duymak istiyorum.
48 yıl önce söylenen bir söz…
2026’da sorulan bir soru…
İkisinin arasında koskoca bir ömür var.
Ve hâlâ aynı noktada durup düşünüyorsak:
Sahi, değişen ne oldu?