KİRA SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR?
Bir vatandaş sosyal medyada şu soruyu soruyor:
“Ev sahibi kirayı 30 bin liradan 50 bin liraya çıkarmak istiyor. Nereye şikâyet edebilirim?”
Aslında bugün Türkiye’nin en büyük sosyal problemlerinden biri tam da budur.
Kiracı ile ev sahibi karşı karşıya gelmiş durumda.
Mahkemeler dolu, icra dosyaları artıyor, insanlar birbirine düşman oluyor.
Ama ne yazık ki sorunun gerçek sebepleri konuşulmuyor.
Son yıllarda yapılan düzenlemeler genellikle “kiracıyı koruma” adı altında çıkarıldı. Özellikle yüzde 25 kira artış sınırı gibi uygulamalar kısa vadede kiracıyı rahatlatmış gibi görünse de uzun vadede piyasayı daha da bozdu. Çünkü ekonomik gerçeklerle uyuşmayan her müdahale başka bir sorunu beraberinde getirir.
Bugün bir ev sahibi evini kiraya verirken artık kiracıdan korkar hale geldi.
Çünkü düşük kira ile yıllarca evinden çıkmayan kiracılar nedeniyle mülk sahipleri mağdur olduklarını düşünüyor.
Diğer tarafta ise maaşı aynı hızda artmayan kiracılar, astronomik kira talepleri karşısında çaresiz kalıyor.
Peki sorun neden büyüyor?
Öncelikle şunu kabul etmek gerekir; bugün hiçbir ev sahibine o ev bedava verilmedi. İnsanlar yıllarca çalışıyor, kredi ödüyor, birikim yapıyor ve sonunda bir ev sahibi oluyor. Enflasyonun yüksek olduğu bir ortamda, aidatlar, vergiler, bakım masrafları artarken ev sahipleri de kirayı artırmak istiyor.
Ancak işin başka bir boyutu daha var.
Eskiden geniş aile kültürü vardı. Aynı evde anne, baba, çocuklar hatta büyükler birlikte yaşardı. Şimdi ise özellikle büyük şehirlerde yalnız yaşama eğilimi hızla arttı. Üniversite öğrencisi ayrı eve çıkıyor, çalışan genç ayrı eve çıkıyor, evlenmeden bireysel yaşam tercih ediliyor. “Özgür yaşamak” düşüncesi kiralık konut talebini büyütüyor.
Talep artınca ne oluyor?
Kiralar yükseliyor.
Bir başka gerçek ise konut üretiminin yetersiz kalmasıdır. Nüfus artıyor ama uygun fiyatlı konut sayısı aynı hızda artmıyor. Arz az, talep çok olunca fiyatların yükselmesi kaçınılmaz oluyor.
Bugün insanlar sadece kirayı değil; taşınmayı, depozitoyu, emlakçı komisyonunu, aidatı bile ödemekte zorlanıyor. Orta gelirli vatandaş artık ev kiralayamaz hale geldi.
Peki çözüm ne?
Öncelikle devlet geçici değil kalıcı çözümler üretmelidir.
Sosyal konut projeleri artırılmalı, uygun fiyatlı kiralık konut sistemi oluşturulmalıdır.
Sadece kiracıyı ya da sadece ev sahibini koruyan değil, iki tarafın da hakkını gözeten adil bir sistem kurulmalıdır.
Kiracı da şunu bilmeli:
Ev sahibinin mülkü onun geçim kaynağı olabilir.
Ev sahibi de şunu unutmamalı:
Kiracı karşısındaki kişi bir müşteri değil, insandır. İnsanların maaşı bir yılda iki kat artmıyorsa kiranın da vicdan sınırlarını aşmaması gerekir.
Bugün yaşanan kriz sadece ekonomik değildir.
Aynı zamanda ahlaki ve sosyal bir krizdir.
Komşuluk kültürü zayıflamış, empati kaybolmuş, herkes sadece kendi tarafından bakar hale gelmiştir.
Mahkemelerle, kavgalarla, tehditlerle bu sorun çözülmez.
Çözüm; adaletli hukukta, dengeli ekonomide ve vicdanlı davranmaktadır.
Aksi halde yakın gelecekte “ev sahibi-kiracı kavgası” Türkiye’nin en büyük toplumsal çatışmalarından biri olmaya devam edecektir.