İktidar Yolunu Kapatan Tercih
Siyaset sadece meydanlarda yapılan vaatlerden ibaret değildir. Millet, bir siyasi partiyi değerlendirirken ekonomiye, adalete ve dış politikaya baktığı kadar, kendi inancına ve manevi değerlerine gösterilen saygıya da bakar.
Tam da bu nedenle, CHP yönetiminin Deniz Göktaş'a verdiği destek, yalnızca hukuki bir tartışma değil, aynı zamanda siyasi bir tercihin göstergesi olarak görülmektedir.
Kamuoyunda birçok vatandaş şu soruyu soruyor: CHP, neden dini hassasiyetler söz konusu olduğunda aynı özeni göstermiyor?
Bir yanda milyonlarca insanın kutsal kabul ettiği değerlere yönelik sözler nedeniyle oluşan büyük bir toplumsal tepki, diğer yanda bu kişinin yanında durmayı tercih eden CHP yönetimi...
Kemal Kılıçdaroğlu'nun adliyedeki ziyareti, Özgür Özel'in cezaevindeki görüşmesi, parti yönetiminin bu konudaki tavrını net biçimde ortaya koymuştur. CHP bunu ifade özgürlüğünü savunmak olarak görebilir. Ancak toplumun önemli bir kesimi bunu, kendi inançlarının ve manevi değerlerinin yeterince önemsenmediği şeklinde yorumlamaktadır.
İktidar olmak isteyen bir parti, toplumun tamamını kucaklamak zorundadır. Sadece belli çevrelerin alkışını almak yetmez. Anadolu'nun sesine, camiden çıkan vatandaşın hissiyatına, kutsallarına sahip çıkan insanların beklentilerine de kulak vermek gerekir.
Türkiye'de seçimleri kazandıran yalnızca ekonomik vaatler değildir. Milletin değerleriyle kurulan samimi bağ da sandığın sonucunu belirler.
CHP yıllardır muhafazakâr seçmene ulaşamadığını konuşuyor. Belki de önce şu sorunun cevabını vermelidir:
Milyonlarca Müslümanın incindiği bir olayda neden ilk refleksiniz onları anlamak değil de, tartışmaların odağındaki isme destek vermek oluyor?
Siyasette algılar kadar verilen mesajlar da önemlidir. Ve bazen tek bir fotoğraf, saatlerce yapılan siyasi açıklamalardan daha güçlü bir etki bırakır.
İktidar yolu, milletin ortak değerlerine saygıdan geçer. İnançlı insanların gönlünü kıran her adım ise o yolu biraz daha uzatır. Bugün tartışılan da tam olarak budur.