AKYAZI BELEDİYESİ’Nİ KİM DENETLİYOR?
Akyazı’da artık yüksek sesle sorulması gereken bir soru var:
Akyazı Belediyesi’ni kim denetliyor?
Bu soru Belediye Başkanı’nı hedef almak için değil;
kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını, belediyenin hangi projelere neden kaynak aktardığını, ne kadar borçlandığını ve bu kararların hangi denetim mekanizmalarından geçtiğini sorgulamak için sorulmalıdır.
Çünkü belediye bütçesi, belediye başkanının şahsi bütçesi değildir.
O para Akyazı halkının parasıdır.
Belediyenin yaptığı borçlanmanın bedelini de sadece bugünkü yönetim değil, gelecekte görev yapacak yönetimler ve dolayısıyla Akyazı halkı ödeyecektir.
SAYIŞTAY RAPORU NEDEN ÖNEMLİ?
Belediyeler üzerinde önemli mali denetim mekanizmalarından biri Sayıştay denetimidir.
Sayıştay raporları yalnızca muhasebe kayıtlarından ibaret görülmemeli.
Bu raporlar, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı, belediyenin mali yapısı ve işlemlerin mevzuata uygunluğu açısından kamuoyuna önemli bilgiler sunar.
Akyazı Belediyesi'nin 2024 yılı Sayıştay denetim raporunda yer alan tespitler de bu açıdan dikkatle değerlendirilmelidir.
Buradaki mesele
“Başkan iyi niyetli mi, kötü niyetli mi?” meselesi değildir.
Asıl mesele şudur:
*Belediye kaynakları doğru önceliklere mi harcanıyor?
*Belediye hangi projeler için borçlanıyor?
*Bu borçlanmanın Akyazı'ya uzun vadeli maliyeti nedir?
*Yapılan büyük yatırımların belediyenin asli görevleriyle ilişkisi nedir?
Ve en önemlisi:
Bu kararlar hangi belediye organlarının değerlendirmesi ve onayıyla hayata geçiriliyor?
BELEDİYE BAŞKANI TEK BAŞINA KARAR VEREBİLİR Mİ?
Belediye başkanı yürütmenin başıdır.
Ancak belediye başkanı, belediyenin bütün kararlarını tek başına ve sınırsız biçimde alabilen bir makam değildir.
Belediye meclisinin görevleri vardır.
Belediye encümeninin görevleri vardır.
Denetim komisyonunun görevleri vardır.
Sayıştay'ın denetimi vardır.
İçişleri Bakanlığı'nın kanundan kaynaklanan denetim yetkileri vardır.
Ve bütün bunların üzerinde Akyazı halkının kamuoyu denetimi vardır.
Dolayısıyla mesele yalnızca Belediye Başkanı Bilal Soykan'ın ne yaptığı değildir.
Asıl sorulması gerekenlerden biri de şudur:
Belediye meclis üyeleri ne yapıyor?
Büyük projeler gündeme geldiğinde hangi soruları soruyorlar?
Borçlanma kararlarını hangi kriterlere göre değerlendiriyorlar?
Belediyenin mali geleceği konusunda kamuoyuna yeterli bilgi veriliyor mu?
DEVASA PROJELER VE BELEDİYENİN ASLİ GÖREVLERİ
Elbette Akyazı'nın gelişmesini, modernleşmesini ve yeni yatırımlar kazanmasını hepimiz isteriz.
Ancak belediyenin kaynakları sınırsız değildir.
Yol, altyapı, temizlik, ulaşım, otopark, çevre düzenlemesi, parklar, sosyal hizmetler ve vatandaşın günlük yaşamını doğrudan ilgilendiren hizmetler de belediyenin temel sorumlulukları arasındadır.
Bu nedenle çok büyük maliyetler gerektiren projelere kaynak aktarılırken şu sorunun sorulması gerekir:
Bu proje gerçekten Akyazı'nın önceliği midir?
Bir proje çok güzel olabilir.
Şehrin görüntüsünü değiştirebilir.
Vatandaşın beğenisini de kazanabilir.
Ama güzel olması, mutlaka öncelikli ve ekonomik açıdan doğru yatırım olduğu anlamına gelmez.
Belediye yönetmek aynı zamanda tercih yapmaktır.
Kaynak sınırlıysa önce ne yapılacağına karar vermektir.
BELEDİYENİN MALINI SATMAK KAYNAK ÜRETMEK DEĞİLDİR
Burada üzerinde özellikle durulması gereken başka bir konu da belediyeye ait taşınmazların satılmasıdır.
Belediyenin arsasını, dükkânını veya başka bir taşınmazını satıp kasaya para koymak elbette kısa vadede bir gelir oluşturabilir.
Ama buna “kaynak üretmek” demek ne kadar doğrudur?
Çünkü ortada yeni bir kaynak üretmek değil, belediyenin zaten sahip olduğu bir varlığı paraya çevirmek vardır.
Bugün taşınmazı satarsınız, kasaya para girer.
Peki yarın?
O taşınmaz artık belediyenin elinde değildir.
Üstelik taşınmaz gelecekte değerlenecekse, belediye bu değer artışından da yararlanamaz.
İşte burada gerçek anlamda kaynak üretmek ile mevcut varlığı satmak arasındaki fark ortaya çıkıyor.
Belediyenin malını satmak kolaydır.
Asıl marifet;
Belediyenin elindeki varlıkları koruyarak, kendi gelirlerini artırmak ve sürdürülebilir bir mali yapı oluşturmaktır.
Elbette bazı durumlarda belediye taşınmazlarının satılması hukuken ve ekonomik olarak gerekli olabilir.
Ancak satışların sürekli bir finansman yöntemine dönüşmesi halinde Akyazı halkının sorması gereken çok önemli sorular vardır:
Hangi taşınmaz satılıyor?
Neden satılıyor?
Elde edilen para nereye harcanıyor?
Satış yerine başka bir finansman yöntemi mümkün müydü?
Akyazı bu satıştan ne kazanıyor, ne kaybediyor?
Çünkü belediyenin taşınmazı yalnızca bugünün değil, geleceğin de kamu malıdır.
BORÇ BUGÜN ALINIR, HESABI YARIN ÖDENİR
Belediye borçlandığında yalnızca bugünün bütçesi kullanılmıyor.
Geleceğin bütçesinden de pay ayrılmış oluyor.
Bugün alınan borcun taksitini yarın başka bir belediye başkanı da ödeyebilir.
Bu nedenle belediye borçlanması konusunda yalnızca:
“Yasal mı?”
Sorusunu sormak yeterli değildir.
Bir de:
“Gerekli mi?”
“Ekonomik olarak sürdürülebilir mi?”
“Belediyenin ödeme gücü var mı?”
“Akyazı'ya uzun vadede ne kazandıracak?”
Sorularının cevabı aranmalıdır.
BELEDİYE MECLİSİ NEDEN VAR?
Burada özellikle belediye meclis üyelerine büyük görev düşüyor.
Meclis üyeliği yalnızca toplantıya katılmak ve gündem maddelerine oy vermek değildir.
Belediye meclisi, Akyazı halkının temsil makamıdır.
Büyük bir proje gündeme geliyorsa;
“Ne kadar tutacak?”
“Para nereden gelecek?”
“Ne kadar borçlanılacak?”
“Belediyenin mevcut borcu ne kadar?”
“Bu yatırımın yıllık işletme gideri ne olacak?”
“Bu proje gerçekten öncelikli mi?”
Sorularının sorulması gerekir.
Özellikle Sayıştay raporunda dikkat çekilen hususlar varsa, bu soruların daha da yüksek sesle sorulması gerekir.
AKYAZI HALKI HESAP SORMALIDIR
Burada “hesap sormak” kavramını da doğru anlamak gerekir.
Bu, kişisel bir saldırı değildir.
Siyasi bir husumet değildir.
Belediye yönetimine karşı olmak hiç değildir.
Tam tersine, demokrasinin ve kamu yönetiminin gereğidir.
Kamu parası kullanılıyorsa vatandaş sorar.
Kamu adına borçlanılıyorsa vatandaş sorar.
Büyük projelere kaynak aktarılıyorsa vatandaş sorar.
Belediye taşınmazları satılıyorsa vatandaş sorar.
Belediyenin mali yapısı değişiyorsa vatandaş sorar.
Ve belediye yönetiminin bu sorulara açık, anlaşılır ve belgeleriyle cevap vermesi gerekir.
ARTIK ŞU SORULARIN CEVABINI BEKLİYORUZ
*Akyazı Belediyesi'nin bugün toplam borcu ne kadar?
*Bu borcun ne kadarı önceki dönemden devralındı, ne kadarı mevcut dönemde oluştu?
*Hangi projeler için ne kadar borçlanıldı?
*Bu projelerin toplam maliyeti nedir?
*Belediyenin yıllık borç ödeme yükü ne kadardır?
*Belediyenin asli hizmetleri için ayrılan kaynak ile büyük projelere ayrılan kaynak arasındaki dağılım nedir?
*Satılan belediye taşınmazlarından ne kadar gelir elde edildi?
*Bu gelirler hangi projelerde veya hangi giderlerde kullanıldı?
*Satılan taşınmazların yerine belediyeye sürdürülebilir gelir sağlayacak başka bir model oluşturuldu mu?
*Sayıştay'ın tespit ettiği hususlarla ilgili belediye yönetimi hangi düzeltmeleri yaptı?
Bunların cevabını sadece Belediye Başkanı'ndan değil, belediye meclisinden ve ilgili denetim mekanizmalarından da beklemek gerekir.
Çünkü
Belediye başkanı seçilmiş olabilir.
Ama belediye başkanın şahsi şirketi değildir.
Belediyenin kasası da kimsenin özel kasası değildir.
Belediyenin taşınmazları da yönetimin şahsi malı değildir.
Bunların tamamı Akyazı halkının ortak değeridir.
O halde artık kişileri değil, sistemi ve kararları konuşmanın zamanı gelmiştir.
Başkan ne yaptı?
Meclis neye onay verdi?
Hangi kaynak nereden geldi?
Nereye harcandı?
Ne kadar borçlanıldı?
Hangi taşınmazlar satıldı?
Bu satışlardan elde edilen para nereye gitti?
Ve bütün bunların Akyazı'nın geleceğine maliyeti ne olacak?
İşte gerçek denetim budur.
Akyazı halkının istediği de aslında çok açık:
Şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu parasının hesabının kam