AK PARTİ’DE NELER OLUYOR?
Akyazı’da %71’den %47’ye düşen oyların hesabını kim verecek?
Hariçten gazel okuyanlar mı dinleniyor, yıllardır bu parti için mücadele edenler mi?
Akyazı’da son dönemde AK Parti tabanında ciddi bir rahatsızlık olduğu artık daha fazla konuşuluyor.
Bu rahatsızlık öyle görmezden gelinecek, “Birkaç kişinin kişisel meselesi” denilerek geçiştirilecek bir noktada değil.
Çünkü ortada sandığın verdiği çok açık bir mesaj var.
2019’da yaklaşık yüzde 71 olan AK Parti belediye başkanlığı oyunun, 2024’te yüzde 47,5 seviyesine gerilemesi herkes tarafından sorgulanmalıdır.
Yaklaşık 24 puanlık oy kaybı sıradan bir siyasi dalgalanma olarak değerlendirilemez.
Peki ne oldu?
Akyazı’da seçmen neden uzaklaştı?
Yıllarca AK Parti’ye oy veren insanlar neden sandıkta farklı tercihler yaptı?
Partinin kuruluşundan bu yana emek veren bazı isimler neden bugün kendilerini dışlanmış hissediyor?
Ve en önemlisi:
AK Parti yöneticileri bu soruların cevabını gerçekten arıyor mu?
2001’DE YOLA ÇIKANLAR UNUTULMAMALI
AK Parti 2001 yılında kuruldu.
O günlerde Akyazı’da bu hareketin içerisinde yer alan insanlar, herhangi bir makam veya koltuk hesabı yapmadan gece gündüz çalıştılar.
Kapı kapı dolaştılar.
Mahalle mahalle gezdiler.
İnsanlara yeni kurulan partiyi anlattılar.
2002 seçimlerinde AK Parti iktidara geldi.
Bugün aradan 24 yıl geçti.
Bu başarı elbette Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi liderliğinin yanı sıra, Türkiye’nin dört bir yanında fedakârca çalışan teşkilat mensuplarının ve seçmenlerin de eseridir.
O nedenle bugün makam sahibi olan hiç kimsenin, dün bu hareketin kuruluşunda emeği bulunan insanları yok saymaya hakkı yoktur.
Dünün emekçilerini unutanlar, yarının emekçilerini de bulamaz.
BAŞTA BİLAL SOYKAN OLMAK ÜZERE…
Akyazı’da başta Belediye Başkanı Bilal Soykan olmak üzere bazı isimlerin geçmiş dönemlere ve geçmişte görev yapanlara yönelik tutumları konusunda ciddi eleştiriler dile getiriliyor.
Burada mesele kişisel bir tartışma değildir.
Mesele şudur:
Bir siyasi hareket kendi geçmişiyle kavga ederek geleceğini kurabilir mi?
Geçmişte görev yapan belediye başkanları, ilçe başkanları, meclis üyeleri ve teşkilat mensupları elbette eleştirilebilir.
Yanlışları varsa konuşulur.
Eksikleri varsa ortaya konulur.
Ama onları yok saymak, yapılan hizmetleri görmezden gelmek veya geçmişi tamamen silmeye çalışmak AK Parti’ye güç kazandırmaz.
Tam tersine parti hafızasını zayıflatır.
“HARİÇTEN GAZEL OKUYANLARA” İTİBAR EDENLER DİKKAT!
Akyazı’da üzerinde özellikle durulması gereken bir başka konu da “hariçten gazel okuyanlar.”
Partinin kuruluşundan bu yana mücadele eden, teşkilatı bilen, seçim dönemlerinde sahada çalışan insanların görüşleri bir kenara bırakılıp, partiyle ilişkisi sınırlı olanların veya dışarıdan akıl verenlerin sözlerine daha fazla itibar edilirse bunun bedelini kim öder?
Elbette o kişiler değil.
AK Parti öder.
AK Partililer şunu unutmamalıdır:
Partinin geçmişini yaşamadan, teşkilatın hangi şartlarda bugünlere geldiğini bilmeden, sahadaki gerçekleri görmeden yapılan yorumlar her zaman doğru olmayabilir.
Hele ki dışarıdan verilen akıllar, parti içerisinde kırgınlık ve huzursuzluk oluşturuyorsa burada ciddi bir yanlışlık var demektir.
Hariçten gazel okuyanlara itibar ederek partiye zarar verenler, verdikleri zararı da görmezden gelmemelidir.
Çünkü seçim kazanmak sadece sandık günü çalışmakla olmaz.
Seçimden seçime hatırlanan teşkilat mensubu, kendisine değer verilmediğini düşünen seçmen ve sesi duyulmayan taban bir gün sandıkta bunun cevabını verir.
AK PARTİ’DE “BEN” DİYENLER ÇOĞALIRSA…
AK Parti'nin en büyük gücü hiçbir zaman tek tek kişiler olmadı.
Partinin gücü teşkilatından geldi.
Mahalle başkanından geldi.
Kadın kollarından geldi.
Gençlik kollarından geldi.
Sandık görevlisinden geldi.
Yıllarca partiye oy veren vatandaşından geldi.
Dolayısıyla hiç kimse AK Parti'yi kendi döneminden ibaret görmemelidir.
“Benden önce yoktu, benden sonra da önemli değil” anlayışı siyasette en tehlikeli anlayışlardan biridir.
Çünkü siyaset bir bayrak yarışıdır.
Bugün siz taşırsınız, yarın başkası taşır.
Önemli olan bayrağı yere düşürmemektir.
%71’DEN %47’YE…
Şimdi tekrar sandığa dönelim.
2019’da yaklaşık %71.
2024’te yaklaşık %47,5.
Yaklaşık 24 puanlık kayıp!
Bu rakamın üzerine ciddi biçimde düşünülmelidir.
“Ekonomiden oldu.”
“Genel siyasetten oldu.”
“Rakiplerin çalışmasından oldu.”
Bunların hepsi tartışılabilir.
Ancak gerçek bir siyasi parti, bütün bunların yanında kendisine de şu soruyu sormalıdır:
“Biz nerede hata yaptık?”
İşte siyasi olgunluk budur.
Kendi hatasını görebilen parti büyür.
Her başarısızlığı başkasına yükleyen parti ise zaman içerisinde kendi tabanını kaybeder.
AK PARTİ GENEL MERKEZİ BU TABLOYU GÖRMELİ
Akyazı’da yaşananlar yalnızca Akyazı'nın meselesi olarak görülmemelidir.
Çünkü AK Parti Türkiye’nin en uzun süre iktidarda kalan siyasi hareketlerinden biridir.
24 yıllık iktidarın ardından teşkilatların en büyük sorumluluğu, tabanın sesini duyabilmektir.
Genel Merkez'in Akyazı’da;
Parti tabanının neden rahatsız olduğunu,
Eski teşkilat mensuplarının neden küstüğünü,
Vatandaşın neden uzaklaştığını,
Oy kaybının nedenlerini,
Yerel yönetim ile teşkilat arasındaki ilişkinin durumunu
sorgulaması gerekir.
Bunun için Ankara’dan bakmak yetmez.
Sahaya inmek gerekir.
Eski ilçe başkanını da dinlemek gerekir.
Mahalle teşkilatını da dinlemek gerekir.
Sandık görevlisini de dinlemek gerekir.
Vatandaşı da dinlemek gerekir.
Çünkü gerçek tablo makam odalarında değil, sokakta görülür.
PARTİYE ZARAR VERENLER SORGULANMALI
Burada kimsenin kişisel olarak hedef gösterilmesini istemiyoruz.
Ancak siyasi sorumluluk diye bir gerçek vardır.
Bir yönetim döneminde parti güçleniyorsa başarı nasıl sahipleniliyorsa, parti ciddi oy kaybediyorsa bunun nedenleri de sorgulanmalıdır.
Başarı benim, başarısızlık başkasının anlayışı siyaset değildir.
AK Parti, kendisine zarar veren kişi ve anlayışları ayırt edebilmelidir.
Partiyi büyütenle küçülten…
Tabanı birleştirenle bölen…
Teşkilatı güçlendirenle zayıflatan…
Vatandaşın gönlünü kazananla vatandaşın tepkisini çeken…
birbirinden ayrılmalıdır.
Bu yapılmadığı takdirde, bugün yüzde 47'lere düşen oy yarın çok daha aşağıya inebilir.
SON SÖZ
AK Parti'nin Akyazı'da yeniden güçlü olması isteniyorsa çözüm bellidir:
Geçmişle kavga edilmeyecek.
Partinin hafızası silinmeyecek.
Hariçten gazel okuyanların sözüyle teşkilat yönetilmeyecek.
Yıllardır parti için mücadele edenler dışlanmayacak.
Tabanın sesi dinlenecek.
Oy kaybının gerçek nedenleri araştırılacak.
Ve en önemlisi…
AK Parti birkaç kişinin değil, milyonların partisidir.
2001’de bu parti için gecesini gündüzüne katanların hakkı vardır.
2002’de iktidar yolunu açanların emeği vardır.
24 yıldır sandık başında bekleyenlerin emeği vardır.
Her seçimde AK Parti'ye oy veren vatandaşın güveni vardır.
Kimse bu emeği ve güveni kendi kişisel siyasi hesaplarına kurban etmemelidir.
Çünkü seçmen artık sadece “Ne yaptınız?” diye sormuyor.
“Bize nasıl davrandınız?”
“Bizi dinlediniz mi?”
“Bizi yok saydınız mı?”
diye de soruyor.
Akyazı’da %71’den %47’ye gerileyen oy oranı belki de bu soruların sandıktaki en açık cevabıdır.
Şimdi sıra AK Parti teşkilatında ve AK Parti Genel Merkezi'ndedir.
Duyacaklar mı?
Yoksa tabanın sesini yine hariçten gazel okuyanların sesine mi tercih edecekler?
İşte asıl mesele budur.