15 TEMMUZ REKLÂM ARACI DEĞİLDİR 15 TEMMUZ 2026
15 Temmuz, bu milletin ortak hafızasında derin izler bırakan, demokrasiye sahip çıkmanın ve milli birlik ruhunun sembolü hâline gelen önemli bir tarihtir. O gece sokaklara çıkan insanların arasında siyasi görüş, yaşam tarzı, inanç ya da düşünce ayrımı yoktu. Ortak payda, vatan ve demokrasiydi.
İşte bu nedenle, 15 Temmuz'un ayrıştırmanın değil, birleştirmenin günü olması gerekir.
Ancak böylesine anlamlı bir günde bile ayrımcılık iddialarının gündeme gelmesi düşündürücüdür. Milli birlik ve beraberliği simgeleyen bir günde, bazı kişi ve kurumların mesajlarına yer verilirken, aynı gün basına ulaştırılan diğer mesajların görmezden gelinmesi kamuoyunda doğal olarak soru işaretleri oluşturmaktadır.
Şu soruyu sormak gerekir:
15 Temmuz mesajını yayımlayan ve basın kuruluşlarına ulaştıran insanlar da bu ülkenin evladı değil midir?
Eğer öyleyse, böylesine ortak bir değerin anıldığı günde neden bazı sesler duyulur, bazıları ise duyulmaz?
Bu mesele yalnızca bir kişinin ya da bir kurumun meselesi değildir. Bu, kamu vicdanının sorguladığı bir eşitlik ve adalet meselesidir.
Belediye başkanları, sadece kendilerine oy verenlerin değil, şehirde yaşayan herkesin belediye başkanıdır. Kamu hizmeti; eşitlik, tarafsızlık ve adalet ilkeleri üzerine kurulmalıdır. Toplumu bir arada tutan en önemli unsur da tam olarak budur.
Eleştiri yapmak, düşmanlık etmek anlamına gelmez. Aksine, kamu yöneticilerine daha kapsayıcı, daha adil ve daha kuşatıcı bir yönetim anlayışını hatırlatmaktır. Çünkü belediyeler belli bir siyasi görüşün değil, o şehirde yaşayan herkesin kurumudur.
Bugün toplumun en çok ihtiyaç duyduğu şey; öfke, kin ve kutuplaşma değildir. İhtiyacımız olan; sevgi, hoşgörü, adalet ve birbirimizi anlayabilme iradesidir.
15 Temmuz'un ruhu da bunu gerektirir.
Birlik ve beraberlikten söz edilen bir günde uygulamaların da bu söylemi desteklemesi gerekir. Milli birlik, yalnızca yapılan konuşmalarla değil; herkese eşit mesafede durabilen bir anlayışla anlam kazanır.
Unutulmamalıdır ki 15 Temmuz, hiçbir kurumun, hiçbir siyasi görüşün ya da hiçbir kişinin reklam günü değildir. O gün, milletin ortak iradesinin ve ortak hafızasının günüdür.
Son olarak önemli bir hususun altını çizmek gerekir:
15 Temmuz dolayısıyla basın kuruluşlarına ulaştırılan mesajlar, kamuoyunu bilgilendirme amacı taşımaktadır. Bu mesajların yayımlanması için herhangi bir ücret talep edilmemiştir. Dolayısıyla mesele reklam ya da tanıtım değil; milli birlik ve beraberliği simgeleyen bir günde eşitlik ilkesinin gözetilip gözetilmediğine ilişkin kamuoyunun haklı beklentisidir.
Temennimiz; 15 Temmuz'un anlamının yalnızca sözlerde değil, uygulamalarda da yaşatılmasıdır. Çünkü 15 Temmuz'un gerçek ruhu ayrımcılık değil birliktir; öfke değil kardeşliktir. Toplum da artık tam olarak bunu beklemektedir.