10 YIL SONRA TÜRKİYE’Yİ KİMLER YÖNETECEK?
Türkiye yine çok önemli bir dönemeçten geçiyor.
Terörsüz Türkiye süreci kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” Meclis gündeminin en tartışmalı başlıklarından biri oldu. Düzenleme 10 Ağustos 2026'da TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
Elbette terörün sona ermesi, silahların susması ve Türkiye'nin huzura kavuşması hepimizin ortak dileğidir.
Ancak benim asıl kaygım bugünden çok yarınla ilgili.
Çünkü devletler sadece bugünü kurtarmak için değil, gelecek nesillerin güvenliğini sağlamak için yasa yapar.
Bugün alınan bir kararın sonuçlarını belki biz değil, çocuklarımız ve torunlarımız yaşayacak.
Benim korkum tam da burada başlıyor
Terörle mücadele kapsamında ağır suçlara bulaşmış insanların belirli şartlarla ceza ve infaz bakımından yeni düzenlemelerden yararlanabilmesinin önü açılırken, toplumun önemli bir kesiminde şu soru oluşuyor:
“Bugün terörle mücadele kapsamında suç işlemiş bir kişi, yarın yeniden siyasetin içerisinde yer alabilecek mi?”
Bu sorunun cevabı son derece açık, şeffaf ve toplumun anlayabileceği şekilde ortaya konulmalıdır.
Çünkü siyaset, devlet yönetme makamıdır.
Siyaset yapmak yalnızca bir partiye üye olmak veya seçimlere katılmak değildir. Milletin geleceği hakkında söz sahibi olmaktır.
Ben şahsen, geçmişinde terör örgütleriyle bağlantısı veya terör suçları nedeniyle mahkûmiyeti bulunan kişilerin yıllar sonra yeniden siyasi güç elde edebilmesi ihtimalinden ciddi şekilde endişe duyuyorum.
Bu endişenin dile getirilmesi, barışa karşı çıkmak anlamına gelmez.
Tam tersine…
Barışın kalıcı olması için geçmişin doğru değerlendirilmesi, devletin güvenliğinin ve milletin bütünlüğünün tartışmaya açılmaması gerektiğini düşünüyorum.
“On yıl sonra ne olacak?”
Asıl sorumuz bu olmalı.
Bugün alınan kararların hesabını on yıl sonra kim verecek?
Bugün siyaset yapanlar belki o gün görevde olmayacak.
Bugün Meclis'te oy kullananların bir kısmı belki siyasetin dışında kalacak.
Ama Türkiye burada olacak.
Çocuklarımız burada olacak.
Torunlarımız burada olacak.
Ve onların nasıl bir ülkede yaşayacağını bugün yaptığımız yasalar belirleyecek.
İşte bu yüzden insan ister istemez endişeleniyor.
Ben on yıl sonrasındaki Türkiye'yi düşünmek bile istemiyorum.
Çünkü yanlış bir adımın bedelini geri çevirmek, yanlış bir ekonomik kararı düzeltmek kadar kolay olmayabilir.
Devlet hafızası unutmaz, unutmamalı
Türkiye terör nedeniyle binlerce evladını kaybetti.
Askerlerimizi, polislerimizi, öğretmenlerimizi, doktorlarımızı, korucularımızı, vatandaşlarımızı kaybettik.
Anneler evlatlarını bekledi.
Çocuklar babasız büyüdü.
Bu ülkenin hafızasında hâlâ kapanmamış yaralar var.
Şimdi yapılması gereken, barış ve huzuru sağlarken bu acıları yok saymamak.
Terörün sona ermesi başka şeydir.
Terör geçmişi bulunan kişilerin gelecekte devlet yönetiminde söz sahibi olabilmesinin önünün açılması başka şeydir.
Bu ikisini birbirine karıştırmamak gerekir.
Bir yasa yapılırken sadece bugünün hesabı yapılmaz
Benim itirazım tam olarak burada.
Bir yasa hazırlanırken yalnızca “Bugün ne kazanacağız?” diye bakılmamalı.
Asıl soru şu olmalı:
“Bu düzenlemenin Türkiye'ye 10, 20, 30 yıl sonra maliyeti ne olacak?”
Çünkü devlet yönetmek, günü kurtarmak değildir.
Devlet yönetmek, geleceği güvence altına almaktır.
Terörsüz bir Türkiye hepimizin özlemidir.
Ama terörsüz Türkiye hedeflenirken, devletin güvenliği, milletin birlik ve bütünlüğü, adalet duygusu ve toplumun vicdanı da korunmalıdır.
Son sözüm açık:
Barış istiyoruz.
Huzur istiyoruz.
Silahların susmasını istiyoruz.
Ama çocuklarımıza bırakacağımız Türkiye'nin güvenliğinden de emin olmak istiyoruz.
Bugün atılan her adımın hesabı yarın bu millete karşı verilecektir.
Ve ben bir vatandaş olarak şu sorunun cevabını bilmek istiyorum:
“Bugün aldığımız kararların bedelini on yıl sonra çocuklarımız ödemeyecek mi?”
İşte benim asıl korkum budur.
Çünkü ülkenin geleceğine ilişkin alınan hiçbir karar, yalnızca bugünün siyasi hesabıyla değerlendirilmemelidir.
BAŞLICA SORULAR
“10 YIL SONRA TÜRKİYE’Yİ KİMLER YÖNETECEK?
“BUGÜN ATILAN ADIM, YARIN TÜRKİYE’Yİ NEREYE GÖTÜRECEK?”
“TERÖRDEN SİYASETE:
GELECEĞİN TÜRKİYE’Sİ İÇİN KİM HESAP VERECEK?”
“BARIŞ MI, GELECEĞE BIRAKILAN BÜYÜK BİR RİSK Mİ?”
“ÇOCUKLARIMIZA NASIL BİR TÜRKİYE BIRAKIYORUZ?”
“TÜRKİYE’NİN GELECEĞİYLE OYNANIR MI?”
“ON YIL SONRASINI DÜŞÜNMEYE KORKUYORUM!”
“DEVLETİN HAFIZASI, MİLLETİN VİCDANI UNUTMAMALI”
“BUGÜNÜN KARARI, YARININ BEDELİ OLMASIN!”