Genç Kızları Bekleyen Sessiz Tehlike
Toplum olarak bazı alışkanlıkları ailemizden öğrenir, yaşam biçimimizi büyük ölçüde içinde bulunduğumuz çevreden şekillendiririz. Ancak günümüzde sosyal medya, televizyon ve dijital platformların etkisiyle özellikle genç kızlarımızın hayatına giren yeni bir tehlike dikkat çekmektedir: Özenti kültürü ve bilinçsiz taklit.
Bir zamanlar yetişkinlerin tercih ettiği makyaj ve estetik uygulamaları, artık çocuk yaşlara kadar inmiş durumdadır. Henüz kişilik gelişimini tamamlamamış, bedeninin doğal değişim sürecini yaşayan gençler, sosyal medyada gördükleri görüntülere benzemek adına çeşitli uygulamalara yönelmektedir. Ne yazık ki bu durum sadece bir moda veya tercih meselesi olmaktan çıkmış, ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşmüştür.
Özellikle makyaj malzemeleri konusunda yaşanan kontrolsüzlük dikkat çekicidir. Kaliteli ve güvenilir ürünlerin fiyatlarının yüksek olması nedeniyle birçok genç, merdiven altı olarak tabir edilen, içeriği belli olmayan sahte ürünlere yönelmektedir. Denetimsiz ortamlarda üretilen bu ürünler; cilt alerjilerinden hormonal bozukluklara, göz hastalıklarından kalıcı deri hasarlarına kadar birçok sağlık sorununa neden olabilmektedir.
Uzmanlar, bazı sahte kozmetik ürünlerinde insan sağlığına zarar verebilecek ağır metaller ve yasaklı kimyasallar bulunduğunu ifade etmektedir. Genç yaşlarda kullanılan bu maddelerin etkileri yıllar sonra ortaya çıkabilmekte, kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilmektedir.
Ancak tehlike yalnızca kozmetik ürünlerle sınırlı değildir. Son yıllarda estetik operasyonlara olan ilginin yaş sınırının giderek düştüğü görülmektedir. Dudak dolgusu, burun estetiği ve benzeri işlemler bazı çevrelerde sıradanlaştırılmıştır. Oysa çocukluk ve ergenlik dönemi, beden gelişiminin devam ettiği hassas bir süreçtir. Bu yaşlarda yapılan bilinçsiz müdahaleler hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara yol açabilmektedir.
Daha da önemlisi, gençlerimiz kendilerini oldukları gibi kabul etmek yerine, sosyal medyada filtrelerle oluşturulmuş yapay güzellik anlayışının peşinden sürüklenmektedir. Bu durum özgüven kaybını, mutsuzluğu ve psikolojik baskıyı beraberinde getirmektedir. Sürekli başkalarına benzemeye çalışan bir neslin kendi değerlerini fark etmesi de zorlaşmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 58. maddesi devlete gençleri koruma görevi yüklemektedir. Söz konusu maddede gençlerin kötü alışkanlıklardan korunması ve gelişimlerinin desteklenmesi devletin temel görevleri arasında sayılmıştır. Bunun yanında sağlık hakkını düzenleyen anayasal hükümler de vatandaşların sağlıklı bir yaşam sürmesini güvence altına almaktadır.
Bu nedenle Sağlık Bakanlığı'nın, ilgili kurumların ve yerel yönetimlerin gençleri bilinçlendirmeye yönelik çalışmalarını artırması büyük önem taşımaktadır. Okullarda kozmetik ürünlerin zararları konusunda eğitimler verilmeli, sosyal medya üzerinden yürütülen bilinçlendirme kampanyaları yaygınlaştırılmalı, merdiven altı üretim ve satış yapan işletmelere yönelik denetimler sıklaştırılmalıdır.
Ancak sorumluluk sadece devlet kurumlarının değildir. Aileler de çocuklarının kullandığı ürünleri takip etmeli, onları sosyal medyanın dayattığı güzellik algısına karşı bilinçlendirmelidir. Gençlere verilecek en önemli mesaj şudur: Sağlık, geçici bir görüntüden çok daha değerlidir.
Unutulmamalıdır ki bir toplumun geleceği gençleridir. Gençlerin sağlığını tehdit eden her unsur, aslında ülkenin geleceğini tehdit etmektedir. Bu nedenle genç kızlarımızı sahte ürünlerden, bilinçsiz estetik uygulamalarından ve özenti kültürünün zararlarından korumak sadece ailelerin değil, toplumun ortak sorumluluğudur.
Gerçek güzellik, filtrelerde değil; sağlıklı, bilinçli ve özgüvenli bireylerde saklıdır.