DİPLOMALI İŞSİZLİK VE KAYIP NESİL TEHLİKESİ
Ülkemizde eğitim sistemi yıllardır tartışılıyor. Müfredat değişiyor, sistem değişiyor, isimler değişiyor… Ama sonuç değişmiyor. Adeta bir “yapboz modeli” içinde ne köklü bir istikrar sağlanabiliyor ne de gençlerin geleceğine güven veren bir yapı kurulabiliyor.
Bugün gelinen noktada 12 yıllık zorunlu eğitim ve ardından hızla artan üniversite sayıları, nitelikten çok niceliğin öne çıktığı bir tabloyu karşımıza çıkarıyor. Neredeyse her ilde, hatta birçok ilçede üniversite var. Ancak bu artış, ne yazık ki istihdamla paralel ilerlemiyor.
Ortaya çıkan sonuç ise acı: Diplomalı ama işsiz milyonlar…
Kesin rakamlar tartışmalı olsa da kamuoyunda sıkça dile getirilen “yaklaşık 5 milyon ev genci” gerçeği, sorunun boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Eğitim almış, umut etmiş ama üretim sürecine dahil olamamış bir gençlik kitlesi büyüyor.
Oysa geçmişte farklı bir model vardı. İlkokul zorunluydu ve 5 yıldı. Sonrasında ortaokul ve lise, öğrencinin yönelimine göre şekillenirdi. Dileyen akademik eğitim yolunda ilerler, dileyen meslek okullarına yönelirdi. Bu sistem, her genci üniversiteye yönlendirmek yerine, üretime katkı sağlayacak alanlara kanalize ediyordu.
Bugün ise neredeyse tek hedef üniversite diploması haline geldi. Ancak bu diploma, çoğu zaman bir meslek kazandırmıyor, sadece beklenti oluşturuyor.
Artık açıkça konuşmak gerekiyor:
Her üniversite mezunu olmak zorunda değil. Ama her genç bir meslek sahibi olmak zorunda.
Bu noktada yapılması gereken bellidir. Özellikle ilçelerde plansız şekilde açılmış, altyapısı yetersiz, akademik derinliği olmayan sözde fakülteler gözden geçirilmelidir. Bu yapılar, vakit kaybetmeden güçlü, donanımlı meslek liselerine ve uygulama ağırlıklı yüksekokullara dönüştürülmelidir.
Çünkü üretmeyen bir eğitim sistemi, sadece tüketen bir toplum oluşturur.
Sanayi ara eleman bulamıyorken, gençler masa başı iş hayaliyle yıllarını kaybediyorsa burada ciddi bir planlama hatası vardır. Eğitim ile istihdam arasındaki bağ kopmuş durumdadır.
Bugün atılacak doğru adımlar, yarının kayıp neslini kurtarabilir.
Aksi halde, diplomaların arttığı ama umudun azaldığı bir ülke gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalacağız.
Eğitim sistemi ideolojik tartışmaların değil, ülkenin gerçek ihtiyaçlarının merkezinde yeniden inşa edilmelidir.
Çünkü mesele sadece eğitim değil…
Mesele, bir ülkenin geleceğidir.