Toprağı betonlaştırmak kalkınma değildir
Bir ülkenin geleceği fabrikalarıyla değil, önce toprağıyla ayakta kalır. Çünkü üretmeyen toplum ayakta duramaz. Bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri tarımın gerilemesi, çiftçinin üretimden uzaklaşması ve verimli tarım arazilerinin birer birer beton baskısı altına girmesidir.
Şimdi benzer bir tartışma Akyazı’da yaşanıyor.
Akyazı Belediyesi’nin yaklaşık 4 bin 500 dönümlük mutlak tarım arazisini imara açmak istemesi, kamuoyunda ciddi tepki oluşturdu. Neyse ki Sakarya İl Toprak Kurulu, bu alanların “mutlak tarım arazisi” olduğu gerekçesiyle talebe geçit vermedi.
Asıl sorulması gereken soru şu: Bir belediye neden ilçenin en değerli tarım alanlarını yapılaşmaya açmak ister?
Bugün dünyanın gelişmiş ülkeleri tarım topraklarını korumak için olağanüstü tedbirler alırken, bizde tam tersine verimli ovalar rant ve beton baskısıyla karşı karşıya bırakılıyor. Üstelik bu girişimler çoğu zaman “gelişim”, “yatırım” ve “kalkınma” söylemleriyle süsleniyor.
Oysa gerçek kalkınma; toprağı yok ederek değil, toprağı koruyarak olur.
Tarım arazisi bir kez kaybedildiğinde geri dönüşü yoktur. Beton sökülür ama verimli ova geri gelmez. Bugün alınan yanlış kararların bedelini yarın çocuklarımız ödeyecek.
Burada en büyük sorumluluk ise belediye yönetimine ve meclis üyelerine düşmektedir. ve belediye meclis üyeleri, imarla ilgili alınacak her kararda öncelikle tarım arazilerini korumak zorundadır. Çünkü belediyecilik sadece bina yapmak değil; geleceği, üretimi ve doğal kaynakları koruma sorumluluğunu da taşır.
İl Toprak Kurulu’nun ret kararı bu açıdan önemlidir. Çünkü bu karar sadece bir imar planına değil, tarım topraklarının göz göre göre yok edilmesine karşı verilmiş bir “dur” kararıdır.
Kamuoyunun şimdi merak ettiği konu ise şu: Bu ısrar neden? Kimler kazanacak? Kaybeden yine Akyazı’nın toprağı mı olacak?
Siyasetin görevi toprağı korumaktır. Toprağı betona teslim etmek değil.