İKİ ARADA, BİR DEREDE KALDIM DOSTLAR
Yeni sürüme giren Barış Süreci ile ilgili ne lehte, ne de aleyhte bir yazı kaleme almadım.
Birazda tatilin verdiği rehavetle, canım yazı yazmak istemedi.
Ancak yarın Türkiye Büyük Millet Meclisinde tarihi bir oylama yapılacak.
Bu tarihi oylama öncesi fikirlerimi kaleme almamak, vicdani sorumluluğuma aykırıdır.
Bendeniz, bütün hayatım boyunca her türlü bölücü ve yıkıcı örgütlere karşı amansız savaş vermiş birisi olarak, 2013-2015 yıllarındaki Barış Sürecine çok büyük destek verdim.
Madem ki 40 yıldır devam eden ayrılıkçı terör bitecekti, içim kan ağlayarak, sürece destek verdim.
Beni 20'li yaşlardan bu yana tanıyanlar, ne demek istediğimi çok iyi bilirler.
Hacettepe Üniversitesinde bütün bölücü, yıkıcı, vatan haini örgütlere karşı bir avuç sayılabilecek yol arkadaşımla akla ziyan bir mücadele verdik.
Bir destan yazdığımız o yıllarda bütün Türkiye'de duyuldu.
Ben bu mücadeleyi verirken, Akyazı'da eşim ve iki evladım yalnız başına yaşıyordu.
Çoğu zaman onları aç bırakarak, Ankara'da arkadaşlarımın yanına koştum.
Mücadeleden bir adım geri durmadım.
Bizim verdiğimiz şanlı mücadeleyi tarih mutlaka yazacaktır.
Şimdi yeni bir süreç başladı.
Başını da MHP lideri Dr. Devlet Bahçeli çekti.
Sayın Devlet Bahçeli'nin, Sayın Cumhurbaşkanımızın samimiyetine candan inanıyorum.
Onların samimiyetinden zerre şüphem yoktur.
Ancak eli kanlı örgüte zerre de güvenim yoktur.
Dolayısı ile süreci desteklemiyorum.
Kenarda duruyorum.
Süreci dikkatle takip ediyorum.
Başarılı olursa, hiç kompleks yapmadan alkışlarım, başarısız olursa, tavrım baştan bellidir derim.
Meclise getirilen yasal düzenleme hakkında zerre bilgim yoktur.
Basında ne yazıyorsa, bilgim o kadar.
Şunun bilinmesini tarih huzurunda haykırıyorum;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın dibacesindeki ilk 4 madde tartışmaya açılamaz.
Bu benim kırmızı çizgimdir.
Resmi dilin Türkçe olması yine benim kırmızı çizgimdir.
Bunu da tartışmak dahi abesle iştigaldir.
Sadece Kürtler değil, Türkiye'de yaşayıp ta, ana dili farklı olan herkesin ana dili öğrenme hakkına saygı duyuyorum.
Herkes ana dilini öğrensin.
Burada sorun yok.
Ancak resmi dil Türkçe'nin yanına başka dil veya diller sokuşturulmasına hiddetle ve şiddetle karşıyım.
Bu konu gündeme geldiği an, ben meydanlara çıkar, kükrerim.
Çünkü uğruna bütün gençliğimi heder ettiğim Türkiyem o gün bölünmüştür derim.
Vatandaşlık tanımı da gündeme gelmemelidir.
Anayasa'nın 66. maddesi vatandaşlık tanımını çok güzel ifade ediyor.
Bunun dışına çıkmak, isteseniz de, istemeseniz de bu ülkeyi böler.
Bölgesel otonomiye kapı aralamakta en büyük vatan hainliğidir.
Şayet bu gerçekleşirse veya bu konuda küçükte olsa bir adım atılırsa, Türkiye varlığını devam ettiremez.
Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü devam ettirmek için heder ettiğim gençliğim boşa gitmiş olur.
Diyeceklerim bu kadar.