Mahallelerde yaşanan birçok sorunun temelinde sadece hizmet eksikliği değil, bilgi eksikliği de yatmaktadır. Vatandaş bozuk yolların ne zaman yapılacağını, yıllardır çözüm bekleyen altyapı sorunlarının ne aşamada olduğunu, çamur içindeki sokakların ne zaman düzeleceğini bilmek istiyor. Ancak çoğu zaman bu sorular cevapsız kalıyor.
İşte tam da bu noktada muhtarlara önemli görev düşüyor. Muhtarlar mahallelerinin sesi olmak zorundadır. Sorunları ilgili kurumlara iletmek elbette görevlerinin bir parçasıdır. Ancak asıl önemli olan, yapılan başvurulara verilen cevapları mahalle halkıyla paylaşmalarıdır.
Mahalle sakinleri, yaşadıkları sorunlarla ilgili hangi kurumun ne cevap verdiğini, çözüm için hangi adımların atıldığını, işin ne zaman tamamlanacağının planlanıp planlanmadığını öğrenmelidir. Çünkü vatandaşın bilgi alma hakkı vardır.
Bir sokak çukur içindeyse, bir mahalle yağmur yağdığında çamura teslim oluyorsa, vatandaş sadece şikâyet etmek istemez; çözümün ne zaman geleceğini de bilmek ister. Her sorunun bir takvimi, her hizmetin bir planlanan süresi olmalıdır. "İlgileniyoruz", "değerlendiriyoruz", "programa aldık" gibi yuvarlak ifadeler artık kimseyi tatmin etmiyor.
Muhtarlar yetkililerden aldıkları cevapları açıkça paylaşırsa mahalle halkı da gerçekleri görür. Hangi kurum görevini yerine getiriyor, hangisi yıllardır aynı mazeretlerin arkasına sığınıyor daha net ortaya çıkar. Böylece vatandaş da hizmet edenle mazeret üreteni ayırt etme imkânı bulur.
Sokakları çukurdan, mahalleleri çamurdan kurtarmanın yolu sadece iş makinelerinden geçmez. Bunun yolu aynı zamanda şeffaflıktan, hesap verebilirlikten ve vatandaşın doğru bilgilendirilmesinden geçer. Takip edilen iş hızlanır, sorgulanan gecikmenin açıklaması yapılmak zorunda kalınır.
Çünkü vatandaşın bilmediği yerde mazeretler büyür. Vatandaşın bildiği yerde ise hizmet konuşulur.
Mahalle halkı gerçekleri öğrendikçe, yetkilileri de daha yakından tanıyacaktır
