BAŞKAN ALEMDAR, MİLLETE TUZAK KURMAYIN 02.07,2026
Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik tablo her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Milyonlarca vatandaş ay sonunu getirebilmek için maaşını değil, kredi kartını kullanıyor. Eskiden alışverişi kolaylaştıran bir ödeme aracı olarak görülen kredi kartları bugün birçok aile için adeta yaşamı sürdürebilmenin tek yolu haline geldi.
Ortaya çıkan tablo ise düşündürücü olmanın ötesinde, alarm veriyor.
2026 yılı ortalarına ilişkin kamuoyuna yansıyan verilere göre Türkiye'de aktif kredi kartı sayısı yaklaşık 149 milyona ulaştı. Kartlı ödeme hacmi aylık 2,6 trilyon lirayı aşarken bireysel kredi kartı borçlarının 3 trilyon liranın üzerine çıktığı ifade ediliyor. Daha da çarpıcı olan ise milyonlarca vatandaşın borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşmüş olmasıdır. Yalnızca kredi kartı borcu nedeniyle takibe alınan kişi sayısının 1,8 milyon, toplam bireysel kredi ve kredi kartı borcu nedeniyle takipte bulunan kişi sayısının ise 4 milyonu aştığı belirtiliyor.
Bu rakamlar yalnızca ekonomik bir veri değildir.
Bu rakamlar; mutfağa giren ekmeğin, çocukların okul masraflarının, kira ödemelerinin ve temel ihtiyaçların artık kredi kartlarıyla karşılanmaya çalışıldığını göstermektedir.
Bugün kredi kartı, birçok vatandaş için tercih değil, mecburiyet haline gelmiştir.
Ancak işin bir başka yönü daha var.
Ekonomistler uzun zamandır kredi kartlarının kontrolsüz kullanımının gereksiz tüketimi artırdığına dikkat çekiyor. Özellikle yüksek limitlerin vatandaşları daha fazla harcamaya yönlendirdiği, bankaların faiz gelirlerini büyüttüğü ve bunun da borç sarmalını derinleştirdiği yönünde ciddi eleştiriler yapılıyor.
Özellikle dar gelirli vatandaşlar ve emekliler açısından bu sistemin ciddi sosyal sonuçlar doğurduğu sık sık dile getiriliyor.
ALEMDAR DİYOR Kİ
Tam da böyle bir dönemde Sakarya Büyükşehir Belediyesi'nin aldığı yeni karar kamuoyunda farklı tartışmaları beraberinde getirdi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar'ın yönetimindeki BELPAŞ tesislerinde 1 Temmuz itibarıyla nakit ödeme tamamen kaldırılarak yalnızca kartlı ödeme sistemine geçildiği açıklandı.
Ormanpark'tan Aziz Duran Parkı'na, Millet Kıraathanesi'nden Kampüs Mutfak'a kadar birçok belediye tesisinde artık vatandaş cebindeki nakit parayla ödeme yapamayacak.
Belediye bu uygulamayı "hızlı, pratik ve temassız hizmet" olarak tanımlıyor.
Peki gerçekten öyle mi?
Dijital ödeme sistemlerinin hız kazandırdığı inkâr edilemez.
Ancak vatandaşın tercih hakkını tamamen ortadan kaldırmak doğru mudur?
Bugün kredi kartı kullanmak istemeyen...
Borçlanmaktan kaçınan...
Bütçesini nakit harcamayla kontrol altında tutmaya çalışan...
Ya da herhangi bir nedenle banka kartı bulunmayan vatandaşlar ne yapacaktır?
Belediyeler yalnızca teknolojiyi takip eden kurumlar değildir.
Aynı zamanda toplumun her kesimine eşit hizmet sunmak zorundadır.
Nakit ödeme hâlâ Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi ödeme araçlarından biridir.
Dolayısıyla belediye hizmetlerinde vatandaşın nakit ödeme seçeneğinin tamamen ortadan kaldırılması "kolaylık" kadar "erişilebilirlik" açısından da tartışılması gereken bir karardır.
Bir başka önemli konu ise psikolojik etkidir.
Davranışsal ekonomi üzerine yapılan birçok araştırma, insanların kartla ödeme yaptıklarında harcama eğilimlerinin arttığını ortaya koymaktadır. Nakit ödeme ise kişiye harcadığı parayı daha somut biçimde hissettirdiği için bütçe kontrolünü kolaylaştırmaktadır.
Tam da milyonlarca insanın borç yükü altında ezildiği bir dönemde belediyelerin vatandaşları yalnızca kartlı ödeme sistemine yönlendirmesi, bazı çevreler tarafından doğru bir tercih olarak görülmemektedir.
Elbette teknoloji kullanılmalıdır.
Temassız ödeme de olmalıdır.
Mobil ödeme de olmalıdır.
Ancak bunlar vatandaşın tercihine bırakılmalıdır.
Nakit ödeme kaldırılmamalıdır.
Demokrasilerde esas olan seçenek sunmaktır.
Tek seçenek dayatmak değildir.
Belediyecilik, vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için vardır; vatandaşı belirli bir ödeme sistemine mecbur bırakmak için değil.
Sayın Başkan Yusuf Alemdar'a çağrımız nettir.
Kartlı ödeme sistemini elbette sürdürün.
Ancak nakit ödeme seçeneğini de koruyun.
Çünkü herkesin banka kartı olmayabilir.
Herkes kredi kartı kullanmak istemeyebilir.
Ve en önemlisi, ekonomik sıkıntılarla mücadele eden vatandaşın borç sarmalına istemeden de olsa katkı sağlayabilecek uygulamalardan kaçınmak, sosyal belediyeciliğin en temel sorumluluklarından biridir.
Teknoloji insan içindir.
İnsan teknoloji için değildir.
Vatandaşın tercih hakkını koruyan uygulamalar, uzun vadede hem belediyeye duyulan güveni artıracak hem de sosyal belediyecilik anlayışını güçlendirecektir. Çünkü gerçek hizmet, vatandaşa seçenek sunabilmektir; tek bir yöntemi zorunlu kılmak değil.
ALİ ŞANLI 02.01.2026