Advert ÇORUH
TARİHİ OLAYLARI DOĞRU YORUMLAYABİLMEK /1-2-3-4
İZZET DÖNMEZ

TARİHİ OLAYLARI DOĞRU YORUMLAYABİLMEK /1-2-3-4

Bu içerik 569 kez okundu.
Advert

TARİHİ OLAYLARI DOĞRU YORUMLAYABİLMEK /1-2-3-4

Tarih'te yaşanmış hiçbir olay, sıcağı sıcağına doğru, sağlıklı ve vicdani yorumlanamaz..........İşin içinde duygular vardır.......Heyecanlar vardır.......Beklentiler vardır.........Bu hallerle tarih yazılamaz.........Dün mahkeme tarafından serbest bırakılan ve ülkesine dönen Rahip Brunson olayıda bugün itibarı ile tarih olmuştur...........Türk-Amerikan ilişkileri'nin kırılma noktalarından birisidir Rahip Brunson olayı...........Günün sıcaklığı ile Rahip Brunson olayını sağlıklı analiz etmemiz mümkün değildir..........Türk Yargısı, Rahip Brunson'u talimatla mı salıverdi?........Yoksa vicdani kanaati ile mi?.........Şu anda bu bilinmiyor........Ben, talimatla salıverildiğine inanmıyorum.........Sonra.......Rahip Brunson, beraat etmiş biri değil...........Mahkeme, Brunson'u suçlu buldu ve mahkum etti..........Yattığı süreler gözönünde bulundurularak, serbest bırakıldı............Türk Vatandaşı her tutukluya hangi muamele uygulanıyorsa, Brunson'a da aynısı uygulandı............Efendim.........Savcılık makamı 35 yıl istedi........Mahkeme az ceza verdi.........İddia makamı, idam dahi isteyebilir........Aslolan Mahkeme Heyeti'nin vicdani kararıdır.............Brunson davasında, dün ilginç işler oldu..........Rahip Brunson'ın tutuklanmasına delil teşkil edecek iddiaların esas kaynağı neydi?..........Gizli tanıklar..........Bu gizli tanık işinden milletçe tırstık arkadaş...........Ergenekon yargılamaları sırasında hatırlayın..........Bu gizli! tanıklar sayesinde nice ocaklar söndü...............Gizli tanıkların tamamının çakma tanıklar olduğu, daha sonraları anlaşıldı...........Bir kısmı, yurtdışına kaçarken yakalandılar............Bir kısmı şu anda zaten içerde...........Dün.......Mahkeme'de bu gizli tanıklar çark etti.........Tümü ifadelerini değiştirdi........"Öyle demek istememiştim.......Siz, yanlış anlamışsınız" benzeri, rezil ifadeler verdiler............Dolayısı ile iddianame çökmüş oldu............Şayet........Bir takım işler döndü ise...........Bu yargılama öncesi dönmüştür...........Rahip Brunson, kendi aleyhine gizli tanıklık yapacak herkesi tanır.........Herkes, dostunu da, düşmanını da bilir............Amerikan İstihbarat Örgütleri, bir şekilde bu gizli tanıklara ulaşmış, ifadelerini değiştirmesi talebinde bulunmuş olabilir.......Bendeniz.........Bu gizli tanıkların tekin insanlar olduklarına asla ihtimal vermem..........Niçin?..........Şunun için..........Rahip Brunson, belli ki Amerikan İstihbarat elemanı..............Belki böyle daha nice istihbarat elemanı dolaşıyor içimizde.............Türkiye'deki okullara, dersanelere, Fetö'nün okullarına lisan hocası kılığında gelenlerin tastamamının böyle olduğunu düşünürüm hep..........İşte.........Bu Rahip Brunson ile uzun zamandır iş tutan bazı hainler, bir zaman sonra itirafçı oluyor..........Niçin?.........Büzüğü kurtarmak için............Birde açıktan tanıklık yapmıyorlar.........Gizli gizli tanıklık yapıyorlar...........Burada Mahkeme Heyeti'nin yapacağı çok fazla birşey yok........Hükümet'in hiç yok.........Yine bendeniz.........Son 16 yıllık Ak Parti iktidarı boyunca.............Hiçbir şekilde mahkemelere emir ve talimat verdiğine inanmamışımdır...........Kolay iş değildir yargıca talimat vermek............Ancak........Yargıç'ta insandır.........Yargıç'ta bu ülke'de yaşıyor.........Kararını verirken, olaylardan etkilenir...........Olayların gidişatının ülke'de nelere malolacağını düşünerek karar verir............Bu ayrı bir şey.............Hatırlarım........Hepimizinde hatırlaması gerek...........Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, terör örgütü lideri yaftası ile tutuklanınca, zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bundan çok rahatsızlık duydu..........Rahatsızlığını defalarca da ifade etti.........Ancak.........Doğrudan doğruya bir şey yapamıyordu..........Yapamazdıda...........Kendisi tutuklanmaktan son anda yırtmıştı...........MİT Müsteşarı'nın ifadeye çağrılması olayı, doğrudan doğruya Başbakan'ın tutuklanmasını hedefliyordu............Türkiye'de.........Muhalif, muvafık...........Herkes bunu kabul ediyor artık...........Ak Parti Hükümeti...........Bu keyfi tutuklamaları önlemek için, tam 4 kere Meclis'te yasal düzenleme yaptı...........Askerlerin tutuksuz yargılanması için............Fetöcü yargıçlar, tınmadı bile..............Şayet........12 Eylül 2010 referandumu ile..........Bireylerin, Anayasa Mahkemesine Başvuru hakkı bu referandumla sağlanmamış olsaydı..........Haksız nedenlerle tutuklanmış askerler, hala içeride yatıyor olabilirdi.............Meğer ki.........Adamların gözleri bu kadar kararmış imiş............Başbakan'ı tutuklamak..........MİT Müsteşarını tutuklamak............Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarını tutuklamak...........Daha ne kaldı?..........Ne büyük bir kumpas'ın içine düştüğümüzün farkında olmayanlar var.......Hala var..............Bunlar.........İçimi acıtıyor.

TARİHİ OLAYLARI DOĞRU YORUMLAYABİLMEK /2

Dünkü Rahip Brunson kararı sonrası, kıyametin kopacağını, ortalığın çok büyük velveleye verileceğini ummuştum..........Beklediğim gibi olmadı.........Bakmayın siz sosyal medya'daki gürültüye..........Bunların hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur..........Gürültü yapmayı meslek edinmiş bir kesim zevata, kimse itibar etmez............Dikkatimi caliptir ki...........Bazı Ak Parti'li geçinen zevattan gürültü çıktı..........Daha iki sene önce........15 Temmuz'da.........Meydanlarda......."Reis, ölümüne ölümüne seninleyiz" diyenler..........Dün aniden imamın kayığına biniverdiler...........Bütün samimiyetimle ifade edeyim ki.........Allah'a imanım kadar eminim ki...........16 yıldır bu ülke'yi yöneten sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesinin aleyhine olacak bir kararın altına bilerek imza koymaz.........Hata yapabilir mi?.......Elbetteki yapar..........Yanlış karar verir mi?.........Elbetteki verir.........Son bir haftadır yazıyorum işte..........Hem Hükümet'in , hemde Yerel Yönetimlerin verdiği yanlış kararları eleştiriyorum işte.........Rahip Brunson olayı bunlardan birisi değildir...........Ve aynı zamanda bu olay, 95 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde bir ilk'tir............Dünya'nın süper ülkesi Amarika'nın bir vatandaşını tutukluyorsun...........Soyut iddialarla..........Niçin soyut iddialar?.........Bütün siyasi suçlamalar, soyut iddiaları içerir..........Siyasi suçlar, zamana göre, şartlara göre değişir..........Bugün vatan haini ilan ettiğin kişi, yarın kahraman oluverir...........Rahip Brunson, hem Amerikan vatandaşı.........Hem din adamı............Hemde çok önemli bir istihbarat elemanı...........Nerden anlıyoruz istihbarat elemanı olduğunu?............Amerika'nın kıçını, büzüğünü yırtarcasına, olayı iki devlet arasında nerdeyse savaş krizi noktasına getirmesinden anlıyoruz........Belli ki............Brunson, Amerika için çok önemli bir isim..........Rahip Brunson benzeri olaylar, dünya'daki bütün devletler arasında yaşanır..........Özellikle büyük devler arasında hep yaşanır...........İspiyonaj ve karşı ispiyonaj faaliyetleri, bütün iddialı devletler arasında olur..........Bu kişiler asla uzun süre mahpus'ta yatmazlar...........Devletler arasında bir al-ver süreci yaşanır........Birşeyler alınır..........Birşeylerde verilir..........Nelerin alındığı.........Nelerin verildiği ise.........Bazen bilinir........Bazende bilinmez.........Çok ileriki yıllarda nelerin alınıp-verildiği anlaşılır.............Rahip Brunson hadisesinde de.............Birşeyler alınıp, birşeyler verildi mi?..........Şu anda bunu tam bilmiyoruz............Olay.........Tamamen kendi meccrağında da gelişmiş olabilir...........Yargılama sürecini kastediyorum...........Kapalı kapı sürecide yaşanmış olabilir..........Benim emin olduğum bir konu var..........Reis.........Yani sayın Cumhurbaşkanımız, millet'in menfaatine olmayacak işlere imza atmaz...........Boru değil bu işler.............Tam 16 yıl boyunca..........25 milyon insan..........Hiç sekmeden..........Hiç terdedüt etmeden............Bir Ademoğlu'nun peşinden gidiyorsa............Bu işi hafife almamak gerekir..........Bu kararlılık.............Üniversite kürsülerinde dahi ders olarak okutulmalıdır...........2023 yılına kadar bu lider işbaşında...........Ne ediyor?.........Tam 21 sene............Cumhuriyet Tarihinde kırılamıyacak bir rekordur bu...............Bir başka faniye nasip olacağını pek sanmıyorum............Bu ilişki.........Hem güven'e........Hem iman'a dayalı bir ilişkidir............Daha önce bu sütunlarda yazdım.........Bir vakitler.........Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin İçişleri Bakanlığının içinde görev yapıyor CIA'nın adamları...........Bakanlığa ait bütün yazışmalar, CIA'nın kontrolünden geçiyor...........Üstelik...........İkili anlaşmalarla yapılıyor bu işler..........Resmi ikili anlaşmalarla........Senin istihbarat örgütü'nün maaşını dahi CIA ödüyor..........Daha neyi konuşuyor.........Neyi tartışıyorsun?............Oradan gelmişsin.............Din adamı kılığındaki CIA'nın en önemli adamını 2.5 yıl mahpus etmişsin...........Şu anda hapiste başka Amerikan ajanları daha var.........Sayısı 3-4 civarında..............Bu işin dahası var...........Tamamen Amerika'da eğitilerek..........38 genç subayına Amerika darbe yaptırıyor...........1960 yılında.........Demokrat Parti iktidarına karşı darbe yapan 38 subay'ın tamamı...........Tekrar tekrar yazıyorum...........Bu isimlere merhum Alparslan Türkeş'te dahildir............Amerika'da özel eğitimden geçirilmiştir...........Merhum Türkeş, bunu hiç inkar etmemiştir............Konu: Komünist Rusya'nın yayılma emellerine karşı durma........Amerikan İstihbaratı, bilmez mi Türkeş'in antikomünist duruşunu?.........Amerikan İstihbaratı bilmez mi Türkeş'in Türk Milliyetçisi refleksini.........Bu 38 subay'a Amerika darbe yaptırmıştır........1960 darbesi, tamamen Amerika'nın kontrolünde yapılmıştır..........Türk Ordusu'nun genç subayları, bundan kesinlikle rahatsız değildir.........Onlara göre..........Amerika, ölümüne müttefiktir.......Bir kısım subaylar, antikomünist ve milliyetçi reflekslerle Amerika'ya yakındır...........Bir kısım subaylarda, kallavi Menderes düşmanlığı yüzünden Amerika ile ittifaka razı olmuştur..........Hadi darbe bir tarafa..........İşin dahası var...........Türk Ordusu'nun yaklaşık 7500 subay ve assubayı...........Bunların 235'i general..........Önemli bir kısmı Kurtuluş Savaşı gazisi...........7500 kişi Ordu'dan atılmıştır...........Bunların trilyonlarca liralık emekli ikramiyelerini kim ödemiştir peki?............CIA ödemiştir............CIA, kendi örtülü ödeneğinden bunu ödemiştir...........Hani bizim tatlı su solcularımız var..........Büyük çoğunluğu, saftiriktir.........Önemli kısmı, hayalperesttir..........Bunlar, bazen solcu olurlar.........Bazen sosyalist olurlar.........Bazen postalcı olurlar..........Bazen Kemalist olurlar...........Halbuki.........Bu ideolojiler, birbirine taban tabana zıttır..........Bu talı su solcuları, tamamı Amerika eğitimli subayların yaptığı darbe'yi alkışlarlar..........Niye ki?..........."Türkiye'ye özgürlük getirdi" derler..........Asker'in Türkiye'ye ne kadar özgürlük getirdiğini, 12 Mart darbesinden sonra göreceğiz...........12 Mart 1971 Askeri Darbesini yapan subayların tamamı, 27 Mayıs 1960 darbesini yapanların yamaklarıdır..........Onların taşak yalayıcılarıdır..........Niye böyle diyorum?..........Gayet basit...........Emekli edilen 7500 subay içinde bunların adı yok..........Ayıklamayı CIA yaptığına göre, bunlar çok sağlam Amerikan köpeğiydiler...........Nitekim..........Çokta güzel köpeklik eylediler..........Bu darbecilerden Muhsin Batur, merhum Başbakan Adnan Menderes'i Kütahya'dan Ankara'ya getiren başköpekti.............Daha sonra CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olacaktı...........Dün'ü unutup, bugünde ahkam kesenler!.........Yahu siz ne beyinsiz yaratıklarsınız!..........Siz, dün'ü unuttunuz diye..........Bizde mi unuttuk sandınız?

TARİHİ OLAYLARI DOĞRU YORUMLAYABİLMEK / 3:............

Ne enteresan iştir ki........1960 darbesi yapıldığı saatlerde, darbe'nin bir numaralı ismi, merhum Alparslan Türkeş'ti..........Bizim yaş kuşağımız, darbe'yi ilk Türkeş'in sesinden öğrendiler..........."Sevgili Vatandaşlarım" diye başlayan o konuşmayı, 27 Mayıs sabahından akşamına kadar dinlemiştik...........Alparslan Türkeş, 1960 darbesine katıldığında Kurmay Albay'dı..........Darbe'ninde gerçekten lideriydi..........Üniversite'te sınıf arkadaşım rahmetli Hürcem Gürsoytrak'ın babası, darbeci Suphi Gürsoytrak'ın bizzat ağzından dinlemiştim Türkeş'in gücünü.........Demişti ki "Türkeş, komite'ye katılmasaydı, biz darbe'yi gerçekleştiremezdik"...........Yine ne enteresan iştir ki...........Türkeş'in bir darbeci arkadaşı olan Muzaffer Yurdakuler'in Siyasal Bilgiler Fakültesinde okuyan oğlu Hakan Yurdakuler'i ülkücüler öldürdü............Türkeş'in diğer darbeci arkadaşı Suphi Gürsoytrak'ın oğlu ve sınıf arkadaşım sevgili Hürcem Gürsoytrak'ı ise solcular öldürdü.............Ülkücüler, Alparslan Türkeş'e Başbuğ derler...........Halbuki........Türkeş'e çok yakın isimler, ona Başbuğ filan demezler.........Sadece "Albay" derler............Başbuğ sıfatını, ona gençler vermişlerdir...........Partili yakın arkadaşları, ona sadece "Albay" derler......Mesela.........Darbe'ye birlikte katıldıkları ve MHP Genel Başkan Yardımcısı olan Dündar Taşer'e de "Binbaşı" derler...........Çünkü.......Darbe'ye katıldığı dönemde, Dündar bey Binbaşı'dır...........Şimdi İyi Parti Milletvekili Ümit Özdağ'ın babası Muzaffer Özdağ, darbe'de Yüzbaşıdır...........Ona ne dendiğini bilmiyorum............Türkeş'e "Albay" demekle Ülkücüler, Türk Silahlı Kuvvetlerine bir yakınlığı da ifade ediyorlardı...........Ordu'ya karşı her daim bir muhabbet mevcuttu...............Peki........Ne oldu 12 Eylül'de?.............Türkeş dahil.........Yüzbinlerce Ülkücü, kodeslere dolduruldu.........Akla ziyan işkencelerden geçirildi........Bir kısmı idam edildi............Asker, Ülkücülere hiç acımamıştı.............Darbe'nin bir ve iki numarası, üstelik Türkeş'in Harbokulu'ndan sınıf arkadaşı idi........Kenan Evren ve Nurettin Ersin.........Türkeş'i idam ile yargılarken, kendisine akla ziyan psikolojik işkence'de yapılmıştır........4 yılı aşkın süre.............Bizim talebelik yıllarımızda çok geyikler yapılırdı...........Ordu'daki generallerin çoğu Türkeş'in emrindeydi.........."Türkeş, yürü dediğinde, yürümeye hazırdılar"............12 Eylül sabahı görüldü ki...........Türkeş'in ölümüne yanında duracak bir Başçavuş dahi yoktu orta yerde............Meğer.........Hepiciği Amerikan köpeğiymiş.............Türkeş tarafı tamam.............Gelelim bizim tatlı su solcularına...........Bizim solcularımız çok enteresandır...........Hem güya solcudurlar..........Hemde postal yalarlar...........Bizim solcularımız, asker'in yaptığı 1960 Amerikan darbesine meftundurlar..........1960'da öyle sevindirik olmuşlardı ki..........Darbeciler 27 Mayıs'ı bayram yapınca, sanki Cumhuriyet Bayramı gibi o Amerikan darbesini kutladılar...........Saygı ve tazimde de kusur etmediler...........Sonra ne oldu?.........Bakın size anlatayım...........1960 darbesi'nin yedek takımı.......Yani stepnesi............11 yıl sonra yeniden darbe yaptı..........Bizim solcular, yine sevindirik oldular...........Aaaaa.........O da ne?.........Bu darbeciler, başka işler peşinde............Ziver Bey köşkü............Şimdiki yeni yetmeler bilmez Ziver Bey köşkünü............Ziver Bey köşkü, İstanbul'da bir yer...........CIA ile bizim MİT'in birlikte kullandıkları gizli bir yer..........Güya köşk görünümünde...........İstanbul Sıkıyönetim Komutanı, kuru kafa Orgeneral Faik Türün............Amerika ve CIA'nın en sadık adamı.............Tamamen Faik Türün'ün güdümünde............O Ziver Bey Köşk'ünde..........Bizim solcularımıza öyle işkenceler yapıldı ki............Bunları anlatmaya, bu sütunlar yetmez...........Sadece şu kadarını söyliyeyim............Orada sorgulamaya alınıpta, mabadına 40 santimlik cop sokulmayan tek kişi yoktur.............Önce mabada cop sokulur, sonra diğer işkencelere geçilirdi.............Amerikan köpeği askerlerle 1960'da darbe, pardon devrim yaptığını sanan, Amerikan parkalı, Amerikan bot'lu, Amerikan Üniversitesi ODTÜ'de okuyan solcularımız..............Mabada 40 ya da 50 santimlik cop'u Ziver Bey'de yiyince uyanacaklardı...........Tam uyandılar mı dersiniz?...........Hiç sanmam...........15 Temmuz'un bir Fetö darbesi olduğunu bildikleri halde.........."Darbe darbedir kardeşim........Sivil hükümet'ten iyidir" diye düşünen yüzbinlerce tatlı su solcusu'nun armamızda dolaştığını biliyorum..........Hepsi'nin Fetö darbesine muhabbet beslediğini kulaklarımla duydum...........Bu tatllı su solcuları..........CHP'nin Fetö tarafından işgal edildiğine dahi ses çıkarmazlar...........Bunuda solculuk sanırlar...........Bizler..........İşte böyle bir Türkiye'de yaşıyoruz.........Mal bu işte!.........Kimi, kime şikayet edelim ki?

TARİHİ OLAYLARI DOĞRU YORUMLAYABİLMEK / 4:............

İşte geldik bu seri yazı'nın finaline..........Rahip Brunson hadisesi'nden siyasi iktidara fatura kesenlere diyeceklerim var......Diyeceklerimi üç ayrı tarihi olayı anlatarak diyeceğim............1. Biz.......Yani Türk Millet'i destansı bir savaşla Yunan Ordusunu yenerek, İzmir'de denize döktük........Öyle değil mi?.........Kitaplar öyle yazıyorsa, doğrudur demekki.........Denize döktüğümüz Yunan Ordusu, 800-1000 kilometre yüzerek, Mora Yarımadasına varmış değildir elbet........Hepsi boğulmuştur.........Dolayısı ile Yunan Ordusu filanda kalmamıştır.........."Yunan Ordusunu denize döktük" deyince, ben bunu anlarım...........Şayet........Yunan Ordusunu denize döktü isek...........Şu anda İzmir Körfezi içinde onbinlerce Yunan Askeri kemiği vardır............Peki öyleyse.........Karşımızda Yunan Askeri kalmadı..........Başımızda da muzaffer bir komutan var........Gazi Mustafa Kemal..........Muzaffer ordumuzda istim üzerinde.........Selanik..........Osmanlı'nın İstanbul'dan sonra 2. büyük şehri..........Gazi Kemal'inde doğduğu şehir.........Batı Trakya nüfusu'nunda % 90'ı özbeöz Türk............Hazır Yunan Ordusunu denize döktük..........Yunan tarafından bize mukavemet edecek bir güç yok........Başımızda da sarı saçlı, mavı gözlü Gazi Kemal'imiz var..........Mekke, Hz. Muhammed için hangi anlamı taşıyorsa..............Sarı saçlı, mavi gözlü Gazi Kemal için Selanik'te aynı anlamı taşıyordur..........Böyle olduğuna samimiyetle inanıyorum...........Sorarım size.............Gazi Mustafa Kemal, ordusunu niçin sürmedi Trakya'nın Batısına?.......Buna cevabı olan var mı?.........Demagoji yapmadan cevap isterim.............7 düvel ile savaştı isek şayet, yenik ve perişan Yunan Ordusu'da karşımıza çıkamazdı hani..............Hani birbirimize kabadayılık yapıyoruz ya............Birde Meriç'i geçerek, yenik ve perişan Yunan'ı bu sefer Trakya'da ezeydik.............Niye olmadı?...........Ben, niye olmadığının sebebini biliyorum da..........Hınzırlığımdan, size soruyorum..........Hani Rahip Brunson'u önüme koyuyorsun ya..........Şimdi önümüzde Gazi Kemal yok........Korktuk........Rahibi verdik........Rize'li kayıkçı'nın oğlu o cesareti gösteremedi..........7 düvel'i yenen Gazi'ye kim karşı duracaktı?..........Şu Batı Trakyalı kızancıklarıda anavatan'a katsaydık be!.................2. Bizim başımıza bela bir Kıbrıs meselemiz vardır............Sahiden Kıbrıs başımıza beladır...........Kıbrıs'ı birileri bilerek başımıza bela etmiştir..........Zamanında..........Sahiplerinin tamamı Sabetayist olan medya'nın gazı ile girdik Kıbrıs belasının içine..........Efendim..........Olur mu?........Kıbrıs vatan toprağıdır........Kıbrıs yavru vatandır........Sen ne biçim konuşuyorsun?..........Şu biçim konuşuyorum...........Kıbrıs, asla vatan toprağı filan değildir.........Yüz küsur yıl önce elden gitmiştir........Şayet Kıbrıs'ı vatan toprağı varsayar isek.........1. Dünya Savaşında elden giden 9 milyon kilometre kare daha toprağımız var...........Oralarda vatan toprağıdır.........Kıbrıs'ın ayrıcalığı ne?..........Efendim.......Orada Türkler yaşıyor.........Biz, askeri harekat yaptığımızda ne kadar Türk vardı orada?.......84 bin.......Hepi topu 84 bin..............Sadece Bulgaristan-Kırcaali'de 300 bin Türk yaşıyordu.........Batı Trakya'da 200 bin Türk yaşıyordu.........Öncelik oralar değilmi?..........Hikaye bunlar..........Kıbrıs'ta biz İngiliz'in ince siyasetine kurban gittik........Menderes döneminde garantörlük hakkı elde ettik.........İsmet İnönü Başbakan......Yıl: 1964..........Kıbrıs'ta Türkler katlediliyor.........Biz, askeri çıkarma yapmaya kalkıyoruz...........Amerikan Başkanı Johnson, Batı Cephesi Komutanı, Kurtuluş Savaşı kahramanı, Cumhuriyet'in 2 numaralı kurucusu, Başbakan İsmet İnönü'ye öyle bir mektup yazıyor ki..........95 yıllık Cumhuriyet tarihimizde böyle bir aşağılama görmedik............Kurtuluş Savaşı kahramanı İsmet İnönü, mektubu alıyor, okuyor, katlayıp, cebine koyuyor.........Gıkını dahi çıkarmıyor...........Amerikan istihbaratı anlıyor ki.........İnönü, bu mektubu halktan gizleyecek..........CIA, mektubun bir kopyasını gazeteci Cüneyt Arcayürek'e veriyor ve yayınlatıyor..........Sonra kızılca kıyamet kopuyor.........İnönü zor durumda.........Kalkıp, Amerika'ya gidiyor........Ortamı yumuşatacak.........Hakaret eden kim?.......Amerikan Başkanı........Hakaret'e uğrayan kim?...........Kurtuluş Savaşı kahramanı, Başbakan İsmet İnönü...........Özre giden kim?.......Yine İnönü..........Başbakan İnönü, Beyaz Saray'da Başkan Johnson'un huzuruna çıkar............Başkan Johnson, soğuk bir tavırla İnönü'ye sorar "Niçin geldin?".........İnönü "Efendim, donan ilişkilerimizi yeniden canlandırmak istiyoruz ".............Başkan Johnson "Buraya hangi sıfatla geldin?"..........İnönü "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini temsilen"............Başkan Johnson, oturur vaziyettedir ve ayak ayak üstünedir............İnönü'ye bakar ve müstehzi bir ifade ile " Şu anda aldığım bir habere göre, Türkiye'de başında bulunduğun hükümet düşmüştür.........Bu saatten sonra, sen Başbakan değilsin" der............Merhum İnönü'nün başından aşağı kaynar sular akar............Diyecek söz yoktur...........İnönü, Okyanus üstünde uçarken, Amerika, Türkiye'deki hükümeti devirmiştir............Amerika'ya Başbakan olarak giden İsmet İnönü, Türkiye'ye turist Ömer olarak döner..........Kahramanlık filan hiç fayda etmemiştir.........Başkanlık Saray'ından kovulmuş ve geri dönmüştür............Kabadayılığı, gücün kadar yaparsın.........3. Boraltan Köprüsü hadisesi.......1945 yılında Türkiye'ye sığınan 145 Azeri Türk'ünün hazin hikayesi..........Ünlü Kahramanmaraş olaylarının müsebbibi olan, Cüneyt Arkın'ın başrolünü oynadığı "Güneş Ne Zaman Doğacak?" adlı film, Boraltan Körüsü dramını anlatır..........Stalin, 1945 yılında, zamanın Milli Şefi İsmet İnönü'den bu 145 Azeri Türkünü geri ister..........İnönü, bunların tamamını Stalin'e iade eder.............Azeri Türkleri, daha Boraltan Köprüsü başında kurşuına dizilir.............İsmet İnönü'nün Batı Cephesi komutanlığı, Cumhuriyet'in 2 numaralı kuruculuğu, Milli Şefliği faide etmemiştir.............İnönü, üç beş tanesi bari kalsın dahi diyememiştir.............Bu konu çok uzunda........Devamını başka bir yazıda yazarız.........Bu akşam......Üç ayrı mekanda düğün cemiyeti var...........Diyeceğim o'dur ki............Siz, Rahip Brunson dedikçe.............Önünüze öyle malzeme koyarım ki.............Verecek cevap bulamazsınız............Eyisimi......Susun ve hiç konuşmayın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
DURMAK YOK SATMAYA DEVAM
DURMAK YOK SATMAYA DEVAM
20 MİLYON EURO NE OLDU
20 MİLYON EURO NE OLDU