Reklamı Geç
Advert JAPON
Advert
YANARAK CAN VERMEK...
İZZET DÖNMEZ

YANARAK CAN VERMEK...

Bu içerik 634 kez okundu.

YANARAK CAN VERMEK...

Adana'da ki son öğrenci yurdunda ki yangında kaybettiğimiz 12 can'la ilgili yazı yazmak içimden gelmedi............Her konuda kalem oynatan.........Her konuda fikrini yazan bendeniz, bu konuda bir şey yazamadım...............Yitirdiğimiz 11 yavrumuz ve bir eğitmen'in acısı herkesin yüreğini burkmuştur mutlaka................Her türlü acıları yaşamış benim yüreğimi ise bir başka burktu..............."Yanarak ölmek" deyince............Aklıma kız kardeşim Havva gelir hep...............Birde onun "Yandıma ağbi" feryatları...................Benim çocukluğumda............Akyazı ilçemizin iki ayrı köyünde evimiz ve arazilerimiz vardı.................Hanyatak Köyü ve Kuzuluk Köyü................Mevsime ve iş durumuna göre..................Aile'nin bir kısmı bazen Kuzuluk'ta.............Bazen'de Hanyatak'ta ikamet ederdi.................O mevsimde annem, babam, kız kardeşim Havva ve ben Kuzulukta ikamet ediyorduk...............Evimiz aslında Topçusırtı Mahallesinde, arazilerimizin içindeydi................Ancak Topçusırtında su sıkıntısı vardı......................Zavallı annem, hergün "Kıbıc'ın" dere'den sırtındaki kova ile su taşımak zorundaydı....................Bu dertten kurtulmak için, Şose Mallede bir arsa aldık ve oraya ev yapmaya başladık....................Yeni evimize taşınıncaya kadar da bir Abhaz komşumuzun evinde kalıyorduk...............Yıl: 1959..............Evimiz erken bitsin diye..............Annem ve babam hergün ustalara yardım etmeye gidiyordu yeni evimize.................Kızkardeşim ve bana da 16-17 yaşlarında ki halam bakıyordu..................Ben, evimizin önündeki ark'ta teyze oğlu Yakup'la değirmencilik oynuyordum................Halam Gülfe'de kızkardeşimle evdeydi.....................Halam, kızkardeşimi evde tek başına bırakarak, o da yeni yapılan evin olduğu yere gidiyor...............Eskiden, köy evlerinin mutfağında, orta yerde ateş yanardı..................Oraya "Ocakbaşı" denirdi.................Halam, kızkardeşim'e bir parça yağlı ekmek vererek ve onu ocakbaşına oturtarak, yeni inşaata gidiyor.................Evde tek başına kalan kızkardeşimin başındaki eşarp ateşe düşüyor....................Onu ateş'ten alıp, söndüreyim derken, elbiseleri tutuşuyor....................Kızkardeşim, yanmaya başlayınca, dışarı çıkmaya çalışıyor...............Dış kapı'nın kilidi çok yüksekte olduğu için, uzanıp, kapıyı açamıyor......................Başlıyor feryada..............Ben duyunca.................Koşup, kapıyı açtım.......................Baktım ki....................Kendisine çok yakışan, çiçek desenli yeşil entarisinin etekleri tutuşmuş, yanıyor................Aradan 57 koca yıl geçti.................Kızkardeşim'in feryadı hala kulaklarımdadır................."Ağbi yandım.........Ağbi yandım" feryatları.................Her aklıma gelende, beynim zonklamaya başlar................Kardeşimi bu durumda görünce...................Hemen karşı komşumuz sıhhiye Aliş amca'nın kız kardeşlerine haber verdim................Onlar annemlere haber verdi.................Kuzuluk'tan Akyazı'ya o yıllar araba ne gezer..................Yanan kızkardeşim'i annem ve babam kucaklarına alarak, Akyazı'nın yolunu tutarlar.............Yaya 8 kilometre yol...............Akyazı'da hastane'de yok...............Bir Sağlık Ocağı var..........................Başında da genç pratisyen doktor Zekeriya Özcan var..................Yapacak çok şey yok.................Kızkardeşim, bağıra bağıra can verir........................Daha 20'li yaşlardaki annem ve babam, evlat acısı tatmışlardı.....................Bende kardeş acısı ile birlikte ilk acıyı tatmış oldum...................Kuzuluk Köy'ünde mezarlık evimizim tam karşısındaydı.................Mezar tahtası yeni olduğu için.................Her sabah..............Kızkardeşim'in beyaz renkli mezar tahtası ile karşı karşıya kalırdım...............Yeni mezar tahtası olduğu için, diğer mezarlardan o hemen seçilirdi...................Her sabah gözümü açtığımda, karşımda kızkardeşim'in mezar tahtası..................Bu acıya dayanamadığım için, Kuzuluk Köy'ündeki devasa arazilerimizi babam'ın satmasına itiraz etmedim......................Nerdeyse................Dünya'ya gözümü acılarla açtım.....................Ardından eş acısını.................Kız evlat acısını..........Erkek evlat acısını bu fani dünya bana tattırdı......................Bugün 63 yaşıma girmişim...........Dostlarım doğum günümü kutluyor............Sağolsunlar...................Bense..........Her gece'nin sabahına ciğerlerim kavrularak uyanırım....................Bedenim belki Sakarya'da amma, yüreğim Adana'da atıyor...................."Yurt yangınında 12 kişi öldu"..................Belki birilerine bu rakam sadece istatistiksel bir veridir......................Bana hiçte öyle değil.................Kızı yanarak ölen...............Kız kardeşi, ablası yanarak ölenlerin acısını ben bir başka hissederim.......................Kızkardeşim'in cansız bedeni kucağında, sevgili annemin feryadları gelir gözümün önüne.................O nasıl feyattı öyle!...................Adana'nın yoksul Aladağı köylerinde ki feryadı ta buradan duyuyorum.........................Kader'le alın yazısını ayırmadığımız sürece........................Bu topraklarda daha nice feryatlar yükselecek göklere..................."Kader" yalanını ayağımızın altına alıp, çiğnemedikçe..........................Daha nice ocaklar sönecek....................Daha nice yaşanmamış gençlikler heder olup, gidecek....................Ucuz beyinler, yüce kitabımız Kur'anda onlarca kez yazılı "Aklınızı kullanın" ayetine rağmen................."Kader" safsatasına sımsıkı sarılarak, kendi kusurlarını başkasına ciro ederek, yaşamaya devam edecektir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
SOYKAN VE MECLİS ÜYELERİ  CEVAT AYHAN SİZE NE YAPTI?
SOYKAN VE MECLİS ÜYELERİ CEVAT AYHAN SİZE NE YAPTI?
SUÇLU KİM
SUÇLU KİM