Reklamı Geç
Advert JAPON
Advert
GAZETECİLERİN TUTUKLANMASI....
İZZET DÖNMEZ

GAZETECİLERİN TUTUKLANMASI....

Bu içerik 572 kez okundu.

GAZETECİLERİN TUTUKLANMASI....

Gençlik yıllarımızda Cumhuriyet Gazetesine Babıali'nin Pravdası denirdi...........Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarları eski Sovyetler Birliği çizgisinde yazı yazarlardı..............Yani, biraz Ulusalcılık, birazda Sovyetçilik yaparlardı...................Babıali'nin Pravdası denmesi boşuna değildi.....................Köprülerin altından çok sular aktı................Kimi Cumhuriyet yazarı tamamen liberal çizgiye evrildi...............Kimi de katı Ulusalcı oldu....................Eski tirajını koruyamadı.............Ekonomik sıkıntılara girdi................Fikri yelpazede savrulmalara uğradı..................Hala belirli bir çizgiyi tutturduğu söylenemez..................Rahmetli Mehmet Ali Birand'ın medya dünyasına kazandırdığı Can Dündar, Cumhuriyet'in başına geçtikten sonra...............Cumhuriyete bir şeyler olmaya başladı....................Cumhuriyet Gazetesi, Zaman Gazetesi çizgisinde.............Taraf Gazetesi çizgisinde yayıncılık yapmaya başladı.................Her üç gazete de sanki aynı membadan beslenir oldu..............Önceki gün Cumhuriyet Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile aynı Gazetenin Ankara Büro sorumlusu Erdem Gül tutuklandı......................Niçin?.............MİT Tırları ile ilgili haber yaptıkları için................Haberlerden rahatsız oldum mu?.........Hem de müthiş rahatsız oldum......................Haber yaptığı için gazeteci tutuklanmalı mı?...............Bence hayır.................Türkiye, en kolay gazeteci tutuklayan..........En kolay, hakkında dava açılan ülkelerden biri haline geldi.................Gazeteci, önüne bir haber gelirse...............Doğruluğuna da eminse..............Gazeteci o haberi yapar.................Çünkü gazetecinin işi bu..................Ben, Cumhuriyet Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni olsam, belki bende bu haberi yayınlardım...............Bilemiyorum..................MİT Tırlarının durdurulması ile ilgili bu sütunlarda çok ağır yazılar yazdım...........Daha da yazacağım.............O, işin ayrı boyutu...................Orada Kamu Görevlilerinin ihaneti var................Gazeteci için durum farklı..................Gazeteci işini yapıyor.......................Sizlere başımdan geçen iki olayı anlatayım..............1984 yılıydı...................Yerel seçimler yapılacak..................Siyasi partiler aday arayışında.................Bana da Akyazı'dan Anavatan Partisi Belediye Başkanlığı adaylığı teklifi yapıldı...............Hem de kim tarafından?.............Zamanın Ulaştırma Bakanı merhum Veysel Atasoy tarafından..................Veysel Atasoy, eski Akyazı İlçe Kaymakamımızdı...............Daha sonra Ankara'da İçişleri Bakanlığında görev aldı.............Bende Üniversiteyi kazanıp, Ankara'ya gidince.................Kendisiyle sıkça görüşüyorduk.............Siyasi görüş beraberliğimizde olduğu için, hukukumuz ileri düzeyde idi...................1983 seçimlerinde merhum Özal'ın Anavatan Partisi iktidara geldi..............Parti Kurucusu Veysel Atasoy'da Ulaştırma Bakanı oldu................Anavatan Partisi, Adapazarı ilçesinde, Parti İl Başkanı Erkal Etçioğlu'nu aday yaptı............Diğer ilçelerde de adaylarını belirledi..............Akyazı'da münasip bir aday bulamıyor................Eski Belediye Başkanı merhum Ahmet Sarıçizmeli göreve talip...............İlkokul Diploması sorunu çıktı..............Ahmet ağabeyin meğerki İlkokul Diploması yokmuş...................Eski Belediye Başkanı ve eski Milletvekilimiz Recep Yıldırım gündeme geldi..............Sakal sorunu çıktı.................Benim akrabam Ziraat Mühendisi Mustafa Kilit'e teklif yapıldı................Mustafa Kilit Almanya'da yaşıyordu..............Kabul etmedi..............En sonunda bana teklif edildi................Bende kısa dönem askerliğimi yaptım, Adapazarı'nda Kitap-Kırtasiye dükkanı açtım..............Siyaset yapacak kadar hiç bir maddi birikimim yok..................Teklifi kabul etmedim...................O yıllar Adapazarı'nda ilk defa SAKARYA GAZETESİ adında ofset baskılı bir gazete çıkmıştı...............İzmit'te basılıyordu...............Müthişte bir tirajı vardı.....................Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni de Akyazı'dan yakın akrabam Yusuf Çınal'dı...............Yusuf Çınal şimdi Belçika'da gazetecilik yapıyor..................Akyazı Lisesinde de bir süre beraber çalışmıştık.....................Benim arabam var, onun yok..................Her akşam onu gazeteden alıyor, Akyazı'ya beraber gidiyoruz..............Sabah Adapazarı'na da beraber geliyoruz..............Belediye Başkan adaylığı teklifini kendisine yolda çıtlattım......................Ertesi günü Sakarya Gazetesinde 9 sütuna manşet "İzzet Dönmez Akyazı'dan Belediye Başkan adayı"..........................Akşam oldu................İlçeye vardım...........Etrafım birden sarıldı..........Tebrik edenler...........Tavsiyelerde bulunanlar.............Ortalık karıştı...............Halbuki ben adaylık düşünmüyorum...................Maddi durumum müsait olsa, kabul edeceğim.............Siyaseti de çok seviyorum............Kazanacağımda garanti................Cebimde metelik para yok............Siyasette para ile yapılır..................Yusuf Çınal'a kırıldım ve serzenişte bulundum.............Niçin haber yaptın diye.....................Yusuf Çınal bana hiç unutmadığım o ünlü cevabı verdi "Oğlum, biz gazeteciyiz..........Karı satmıyoruz...........Haber satıyoruz..............Sen bana off the Rekord demedin............Bende yayınladım............Sende bir basın toplantısı düzenle..........Aday değilim de.............Biz onu da haber yapalım"....................Aradan 30 yılı aşkın süre geçti...............Bu olay kulağıma küpe oldu.............Karşındaki gazeteci..............Gazeteci, patlatma haberleri ikili ilişkileri ile yakalar..................Akyazı, Sakarya'nın en büyük ilçesi..............Anavatan Partisi tek başına iktidar................Adayın kim olacağını Kamuoyu merak ediyor...................Diğer olay şu:.............2011 yılında.............SATSO'da Meclis Başkanlığı yarışı var................Muhtemel adaylardan biri Engin Özkoç.............Biri ben.........Diğeri, eski Meclis Başkanı Birol Öner...................Benim adaylığım şarta bağlı idi................Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ taraf olmasa idi, kesin aday olacaktım...................Ancak Akgün Altuğ, Engin Özkoç'a desteğini açıklayınca...............Ortalık karıştı...............Birol Öner'le ancak ittifak yaparsak, seçilme şansımız olurdu...............Denendi..........Olmadı............Gün içinde müthiş pazarlıklar yapıldı..................Bu durum işin doğası gereğidir.....................Ben, Birol Öner'e "Benim lehime çekil" dedim...............O, bana aksini teklif etti................Akgün Altuğ'da Meclis Başkanvekilliği teklif etti................Her üç adayda gece birlere kadar karargahında çalışma yaptı...............Bütün yerel gazeteler " seçime üç aday girecek" diye isimlerimizi yazdı............Ertesi gün bütün gazeteler bu haberle çıktı............Bir tanesi hariç.....................Yeni Haber Gazetesi..............Yeni Haber Gazetesinin imtiyaz sahibi Yaşar Koşunda, SATSO Meclisinde benim ortağım..............Yani seçime aynı listeden giriyoruz................Sezai Matur'un patronu...................Benim seçim karargahımın da en önemli ismi.............Yaptığım geniş istişarelerden sonra, gece saat birde adaylıktan çekildim..............Seçime Engin Özkoç'la birlikte girdim.................Hiç hazmedemediğim olaylar gelişti..............Bunları ileride yazacağım.................Benim ofisimde Engin Özkoç'la bir araya geldik..............Meclis Başkanlık Divanını belirledik, matbaaya baskıya gönderdik..................Yanımda oturan Yeni Haber Gazetesi sahibi Yaşar Koşunda, gazeteye telefon etti.................."Manşeti atın artık: İzzet Dönmez-Engin Özkoç ittifak yaptı"................Dondum kaldım...............Gecenin saat ikisi...................Halbuki günlük gazeteler bir önceki gün saat 5-6 sıralarında baskıya girerler................Yaşar Koşunda, buradan bir şey çıkacak düşüncesiyle gazetesini baskıya vermemiş..................Haberi patlattı...............Benimde o an haberim oldu...................Gazetecilik budur işte...................Muhtemelen Genel Yayın Yönetmeni Sezai Matur organize etti bu işi..............Haberi de patlattı....................Gazeteciye...............Gazetecilik yapıyor diye.................Suç işliyor denemez...............Gazetecinin organize bir suç örgütüne resmi, fiili bir irtibatı ortaya konmadıkça.................Yaptığı haberden dolayı dava açılamaz.............Açılsa bile..............Daha soruşturma aşamasında cezaevine konamaz..................Bu iş benim içime hiç sinmedi...........40 yıldır bende yazar, çizerim...............Elime kağıt-kalem aldığımda.............Bazen yazarken elim titrer...................Bu Ak Parti döneminde de böyle..............Daha önceki iktidarlar döneminde de böyle idi...........Hah.........Bu yazıdan sonra kapıma polisler dayanır dediğim çok olmuştur.................Ta Abdülhamid'ten beri.............Yazıyorsan eğer...............Cezaevi valizini hazır tutacaksın.....................İktidarlar değişiyor.............Anlayış hiç değişmiyor...............Elbette ki gazetecinin suç işleme özgürlüğü yoktur....................Can Dündar'a "silahlı terör örgütü üyesi" diyorsun..............Silah nerede o zaman?..............Daha önce yazdım...............Cemaat için dahi................."Silahlı Terör örgütü" diyorsan...............İçini dolduracaksın............Silahı da ortaya koyacaksın...................Ergenekon ve Balyoz iddianameleri de böyle sulandırıldığı için, fos çıktı......................Şahsi kinim yüzünden..................Kan düşmanıma dahi "Oh olsun" demedim.....................Can Dündar'ın niyetini bildiğim halde "Oh olsun "diyemiyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
SOYKAN VE MECLİS ÜYELERİ  CEVAT AYHAN SİZE NE YAPTI?
SOYKAN VE MECLİS ÜYELERİ CEVAT AYHAN SİZE NE YAPTI?
SUÇLU KİM
SUÇLU KİM